Uyumlu değildir ilişki

Bitkiler ve Hayvanlar Arasındaki Uyumlu İlişki ... Bertholletia ağacının şuursuz bir tesadüfün gerçekleşmesini bekleyecek zamanı yoktur; böyle bir lükse sahip değildir. Çünkü bu ağacın, var olduğu ilk günden itibaren üreyebilmesi Agouti'nin varlığına bağlıdır. Bu durum bu iki canlının birbirlerine uyumlu şekilde ... Kova burcu kadınının ve Kova burcu erkeğinin diğer burçlarla olan ilişki uyumunun genel olarak nasıl olduğunu senin için hazırladık. Ancak konu aşk ya da ilişki uyumu olduğunda yalnızca burç üzerinden bir değerlendirme yapmak yeterli olmayabilir. İlişki Astrolojisi hakkında astrolojikitabim tarafından yazılan gönderiler. ... Duygu ve düşünceleriniz uyumlu değildir ve genellikle duygusal tepkiler vermeye meyilli olursunuz. Ailenizle ve karşı cinsle aranızda sorunlar olabilir. İnsanlardan destek görmezsiniz hatta bir çok konuda size engel olabilirler. Terazi burcu erkeği pek kavganın insanı değildir. Bu nedenle sesini çıkarmaz ancak hisleri çoktan bitmiş olacaktır. Bir takım sorunlar aşıldığı sürece çok güzel bir birliktelik yaşanabilir. Fiziksel ilişki konusunda da çok uyumlu olduklarını söyleyebiliriz. Ya da bu kişi sizin evleneceğiniz kişi değildir, ancak sizin başka bir insanla evlenemeyeceğiniz anlamına gelmez. İlişki ve evlilikte uyum nasıl belirlenir? Yine hatalı bilgileri düzelterek başlayalım. Neticede hepimizin bildiği gibi on iki tane burç var; ve burçlar kendi aralarında uyumlu ve uyumsuz etkileşimlere sahiptir. Sizin ve sevgilinizin ne kadar uyumlu olduğunu test etmek için, burçlarınızı seçin ve göster butonuna tıklayınız. Kırmızı gösterge uyumsuzluğu, yeşil gösterge ortak bir çok yönünüz bulunduğunu, mavi gösterge ise uyumlu olduğunuzu anlatmaktadır. ... Fakat daha detaylı ve ayrıntılı bilgi için bu yeterli değildir ... Kurumiçi Halkla İlişkiler Final 5. Deneme Sınavı çıkmış sorular veya deneme soruları. iyi bir ilişki için olmazsa olmaz kurallardan biri de burç uyumudur. Partnerinizle anlaşmazlıklarınızın nedeni sadece burçlarınızın uyumsuzluğu olabilir. Hatta partnerinizin burç özelliklerini bilirseniz ilişkinizde uyumu yakalayabilirsiniz. Partneriniz sizi ne kadar mutlu edebilir? Hangi alanlarda anlaşıp, hangi alanlarda uyum zorluğu çekersiniz? MUTLU VE UYUMLU BİR İLİŞKİ İÇİN ... Hiç kimse mükemmel değildir. Her insanın iyi ve kötü yanları, olumlu ve olumsuz özellikleri olabilir. Eşinizin olumsuz özelliklerine değil ... CİNSEL İLİŞKİ NEDİR. ... Uyumlu bir cinsellik her iki tarafında olaylara bakış açısını yumuşatacak ve töleransın artmasına sebep olacaktır. ... Kızlık zarının yırtılması abartıldığı gibi acı veren bir olay değildir. İlk ilişki sırasında kadın belki bir iğne batması ve ya sinek ısırığı tarzında bir ...

Arzulardan arın. Esrarengizi gör. Arzulara bürün. Arzu uyandıranı gör.

2020.09.13 21:39 karanotlar Arzulardan arın. Esrarengizi gör. Arzulara bürün. Arzu uyandıranı gör.

_Kalpteki incelik ise sevgi yaratır. Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik yaratır. Bunlara sahip olan insan ise her zaman kendini aratır. _Bir ülkede saraylar ne kadar çoksa, halk o ölçüde fakirleşmiştir. Saraydaki lüks ve pahalı şeyler ne kadar fazlaysa, tahıl ambarları o kadar boşalmıştır. Başkalarının yoksullaşması üzerine kurulmuş olan bu gösteriş, Haydutların yağmadan sonraki böbürlenmelerinden başka bi şey değil. Buna hırsızların cakası denir. Yol, bu değildir. Budur işte sahte YOL. _Halk açsa Bu üsttekilerin fazla vergi yemelerindendir. Halkı yönetmek güçse bu üsttekilerin her işe karışmasındandır. _Tasalanma sebebim bir bedenimin olmasıdır, Bedenim olmasaydı tasalanacak neyim kalırdı?" _İnsan ne kadar çok bilirse hükmedilmesi o kadar zor olur. Bu nedenledir ki eğiterek hükmetmek isyan getirir, cahil bırakarak hükmetmek mutluluk. _Sadece kendiniz olmak ile mutlu olduğunuzda ve kendinizi kimseyle kıyaslayıp, yarışmadığınızda, herkes size saygı duyacaktır _Kutlu kişinin kendi kalbi yoktur. Yetmiş iki milletin kalbidir onun kalbi. O kendi çocukları gibi bakar hepsine. İyilere iyiyim Kötülere de iyiyim. Çünkü iyiliktir ERDEM. Dost olana dostum Dost olmayana da dostum. Çünkü dostluktur ERDEM. Kutlu kişi sükûnet içinde yaşar. Geniş kalbi dünyaya açık. _Kutlu kişi isteksizliği ister. Değerliye değer vermez. _Mutsuzsanız geçmişte. Endişeliyseniz gelecekte. Huzurluysanız şu an da yaşıyorsunuz. _Brahman rahibi: “Komşunun tanrısını kendi tanrından çok sev!” _Görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. _Zorlanan bir şey, eninde sonunda eski durumuna geri dönecektir. _Başkalarını anlamak olgunluk, kendi kendini anlamak ise daha üstün bir olgunluktur. _Kayıp bazen kazançtan daha fazla yarar sağlayabilir. _Su gibi olmalısın. Kırılmamak için bükül. Düz olmak için eğril. Dolmak için boşal. Parçalan ki yenilen. _Bir insan, doğduğunda yumuşak ve güçsüzdür; öldüğünde, sert ve bükülmez. Bitkiler canlıyken yumuşak ve esnektir; öldüklerinde sert ve kuru. Bu yüzden sertlik ve bükülmezlik, ölümün yoldaşlarıdır, yumuşaklık ve narinlik hayatın yoldaşları. Yumuşaklık sertliğe, dirençsizlik kuvvete karşı zafer kazanır. Biçim alabilen şeyler sert olan şeylerden üstündür. _Zekice olmayan bir davranışa dahi zekice karşılık ver. _Konuşmadan önce düşün; Gereği var mı? Şefkat barındırıyor mu? Kimseyi incitebilir mi? Sessizliği bozacak kadar değerli mi? _Küçük kafalar kişileri, büyük kafalar fikirleri konuşur. _Bilge kişi kendi kişiliğini en sona koyar ama yine de en öndedir _En büyük iyilik su gibidir: sudaki iyi herkese yarar. Su bu iyiliği umursamadan yapar. _Kazanmak yada kaybetmek, hangisi daha iyidir? En iyi lider insanların ancak varlığından haberdar olduğu liderdir. _Tao Karıncayla imparator arasında fark gözetmez. Rahmetini iyiden de kötüden de esirgemez. _Dünya olduğu gibi olağanüstü güzel. _İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte. _Doğal olan güzeldir. İnsan içinden öyle geldiği için iyilik yapmalıdır, ödül beklediği için ya da cezadan korktuğu için değil. İçten gelmeden yapılan şeyler de uyum getirmez.
_Tao soyuttur. Ne yükselirken parlaktır ne de batarken karanlık. Tarif edilemez ve anlayışımızın ötesindedir. Başlangıcı ve sonu yoktur._Onu adlandırdık mı, onun sonsuzluğunu yitiririz. Çünkü her söylenen söz, her verilen ad şeyleri “Kendisi olamayandan” ayırır. _Su, TAO’nun simgesidir. O, yumuşak ve uysal, ama taşı yenecek kadar güçlüdür. En ince aralıklara bile sızar. Karşılık beklemeden çevresine hizmet eder. Her zaman en altta, insanların hor gördüğü yerlerde kalır. Bu yüzden de toplayıcı, birleştirici olur. Her yerde çevresiyle uyum sağlar. İçinde bulunduğu kaba uyar. Yine de hiç bir zaman kendi doğasını yitirmez... _Tao, her şeyin kaynağı olan “HİÇLİK”tir. HİÇ iken Bir oluruz. Bir’ken İki oluruz. İki iken Üç oluruz. Üç’ten bin bir tür oluruz. Hiçlik, karşıtlıklar dünyasının kaynağıdır. Birinin içinde ötekinden, erkekte kadından, kadında erkekten, ışıkta gölgeden, toprakta güneşten bir şey vardır her zaman. Her şey karşıtıyla vardır. (Ying Yang.) Tao içerdiği yol olma niteliğinin yanı sıra rehber olmasıyla, aslında aynı anda yapan ve yapılmakta olan gibi iki kavramı içinde barındırır: Hem yönetmen hem aktör, hem besteci hem melodi, hem seyrüsefer cihazı hem seyrin ta kendisi. Üstün insana Yol'dan söz etsen, gayretle işe sarılır. Nasipsize söylesen vay haline, kahkahaya güler. Gülmeseydi, yol, yol olmazdı. İnsanlar yeryüzünü izler, yeryüzü gökleri, gökler Yol'u izler. Yol ise olanı. _ Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar Göğün-yerin işaretlerinde. Ben bilgelik ararım Zaman ve dünyanın işaretlerinde. _ Kimileri mucizeleri kutsal sayar. Ben mucize olmayanı kutsal sayarım… _Uyanmış insan işlenmemiş cevheri görür. _Bilge, gece içinde bir okyanus gibi, durgun ve sessizdir ama bir kış rüzgarı kadar yakıcıdır. Bilge kişi bulutlar gibi sürüklenir, belli bir yeri olmadan. yeni doğmuş bir bebek gibi kendini ifade etmeye çalışmaz. Bilge kişi bilir ki kişi yenilerek yenebilir ve yenerek yenilebilir. Bilge kişi kendine önem vermez, ama başkalarının ihtiyaçlarını duyumsar o alçakgönüllü ve utangaçtır, böylelikle diğerlerinin kafasını karıştırır.çocuk gibi görünür ve dinlenir. Bilge kişi kafasında yenmeyi kurmaz ki yenilsin, bir şeye sarılmaz ki yitirsin. bilgenin yolu kurnazlığa kaçmadan çalışmaktır. _Büyük iyilik su gibidir. Doğal olarak akar. Reddeden insana bile faydası olur. Tao gibidir. Bilge kişi de su gibi yaşar, arzusuz ve alçakgönüllü, entelektüel düşünceli, sevecen, adildir. Bilge kişi sessizce çalışır. Ne övgü ne de şöhret aramaz. Uyuyan bir bebek gibi nefes alır ve uyumu gözetir. _Tao yaratır ama saygınlık istemez ve yol gösterir ama karışmaz. Tao seyahat etmeden de bilinip gözlenebilir; ondandır bilge kişinin bakmadan her şeyi görmesi. Her nesne tao nazarında birer küçük evrendir; dünya kainatın küçük evreni, ulus dünyanın küçük evreni, köy ulusun küçük evreni; aile köyün küçük evreni, ve bedeni kişinin ailesinin küçük evrenidir; tek bir hücresinden galaksiye kadar…
Karar aklın durması halidir; karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar; çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. _Kalite bir erdemdir! O kendini; mekandaki yaşantıda, düşüncedeki derinlikte, sevgideki cömertlikte, İfadelerdeki gerçeklikte İdaredeki düzende eylemdeki etkide doğru zamandaki doğru harekette gösterir. _Kendini bilen bilge. Başkasını bilen bilgilidir. Kendini yenen kudretli. Başkasını yenen kuvvetli Halinden memnun olan zengindir. Nefsini yenen iradeli. Yerini korumayı bilen kalıcıdır, Ölüp de yok olmayan ölümsüz. _Edimsizliğin her şeyden el etek çekmek, eylemsizlik demek değil, tutkulu, hırslı eylemlerden, doğadaki dengeye ters eylemlerden uzak durmak demek. İçine kapalılık demek değil, ukalalık, gevezelik etmemek, çevresine yaşamı ve tutumu ile örnek olarak yol göstermek demek. _Kutlu kişinin bu sınırsız iyiliği karşısında herkesin ağzı açık kalır. _Hep hiçlikte kalanlar görür onun özünü. hep varlıkta kalanlar görür onun yüzünü...” _Edimsizlik, yaşamın akışına aykırı olan eylemlere girişmemektir. _Ezecekler mi birini. Büyütürler onu alabildiğine. Zayıf mı düşürecekler birini. Güçlendirirler onu alabildiğine. Yok edeceklerse birini. Geliştirirler onu alabildiğine. Alacaklar mı elindekini onun. Ona verirler önce bol bol. Budur görmek görünmezi. Yumuşak yener serti. Zayıf yener güçlüyü. Çıkarma balığı derinden. Sırdır düzen. Ele verme sırrını. _Eskinin yetkin ustaları Özlü ve gizemliydiler. Derindiler erişilip bilinmez. Kışın bir ırmağı geçer gibi Çekingen, Komşuların gözü altında gibi Dikkatli, Konuklar gibi sakıngan, Eriyen buz gibi geçici, İşlenmemiş balçık gibi şekilsiz, Vadi gibi geniş. Sis gibi bulanık… _YOL'u yitirmeyen doygunluğu aramaz. Doygunluğu aramayan kalır dolmadan. Hep açık yeni yetkinliğe. _Fazla söz boşa zahmet. İyisi mi içindekini tut içinde. _Su gibidir yüce iyilik. İyidir ki su Binbir türe yarar verir dayatmasız. İnsanların hor gördüğü yerlerde. _En yüce hakanların varlığını Bilmezdi halk. Ne sakıngandı değerli sözleri. İşlerini görürlerdi onlar ve yoluna girerdi. Sonrakiler sayıldı ve sevildi Sonrakilerden korkuldu _Ahlak yok olduğunda doğru davranış biter ve çıkarcılık ortaya çıkar. Çıkarcılık; düzensizliğin başlangıcıdır. _Beş renk gözü kör eder, beş sesse, kulağı sağır. Beş çeşni, tat alma duyusunu köreltir. Fazla düşünmek zihni zayıf düşürür, arzular ise kalbi öldürür. Denge ve ihtiyaç önemlidir. _Bir şeyi daraltmak istiyorsan, Önce onu genişletmelisin. Bir şeyi zayıflatmak istiyorsan, Önce onu güçlendirmelisin. Bir şeyden ayrılmak istiyorsan, Önce onunla birleşmelisin. Bir şeyi almak istiyorsan, Önce onu vermelisin. Buna “ ince kavrayış” denir. _Lao Tse ise toplumdaki çürümenin ahlak dersi verme ve politik önlemler almayla giderilemeyecek kadar derin olduğunu düşünüyordu. Tersine, tüm töreler, kurallar, ahlak, politik girişimler kötülüklerin asıl kaynaklarıydı, insanların doğallıklarına dönmeleri, her türlü tutku ve bencillikten kurtulmaları, toplumsal norm ve değerlerden vazgeçmeleri gerekiyordu. _Derler ki, tüccarın iyisi malını öyle saklarmış ki, onu gören yoksul sanırmış. Arif ve ERDEM’li kişi de odur ki, gören budala sanır, iyisi mi, Siz vazgeçin şu gururlu, hırslı, kibirli halinizden, bırakın şu yakışıksız çabalarınızı “Emirlerle yönetip cezalarla düzenlersen halk yılgın ve utanmaz olur. ERDEM’le yönetir ahlakla düzenlersen halk utanmayı öğrenir ve iyiye yönelir.” Ama gerek “ahlak”, gerekse “yönetme” ve “düzenleme” çabalarının kendisi huzursuzluğun asıl kaynağı Lao Tse’ya göre! _ Asıl tehlikenin büyüğü, asıl sakınılması gereken şey “hortlaklardan” da önce, insanlığa hizmet etme aşkıyla hortlaklara savaş açan kutlu kişiden gelebilecek zarar. _Günümüz yönetimlerinin “tüketim olanakları verip halkı pasifleştirmek” ve “basit halkı bilgisiz bırakmak; aydınların ise gözünü yıldırıp eyleme girişme cesaretini kırmak” türü yöntemlerini kaçınılmazlıkla anımsatıyor bunlar! _Doğru yaşamayı bilen Geçsin ülkeyi bir uçtan bir uca. Rastlamaz tek gergedana kaplana. Geçsin bir ordunun içinden. Ne zırh yarar ne kılıç. Gergedan bulamaz boynuz saplayacak yer. Kaplan bulamaz tırnak geçirecek yer. Kılıç bulamaz keskinliğini gömecek yer. Neden? Çünkü ölümlü yanı yoktur onun. _Yücelerden bilge YOL’u duyunca. İzler onu uyumla. Alçakçalardan bilge YOL’u duyunca Güler ağız dolusu Ve gülmezse bil ki Doğru YOL değildir o. _Bütün keskinlikleri körelt, Bütün düğümleri çöz, Her şeyi birbirine kat. Sır olan Ayniyet, işte buradadır. Sen, ona yaklaşamazsın, Onsuz da yapamazsın. Ona bir hayrın olmaz, Zararın da olmaz. Ona şeref veremezsin, Onu aşağılayamazsın da. Dünyada hiçbir şey onun kadar asil olamaz. _Nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur. _Kimileri mucizeleri kutsal sayar ben mucize olmayanları kutsal sayarım. Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar. Ben bilgelik ararım. _Olgunlaşır varlıklar. Sonra dönerler kaynaklarına. Kaynağa dönmek huzur demek. Huzur amaca varmak demek. Amaca varmak sonsuzluk demek. Sonsuzluğu kavramak aydınlık demek. Sonsuzluk kavranmadı mı Uyumsuzluk gelir. Sonsuzluğu kavrayan hoşgörülüdür. Hoşgörülü demek adil. Adil demek egemen. Egemen demek kutsal. Kutsal demek YOL'da YOL'da demek kalıcı… _Kutlu kişi örnek olur dünyaya. Çevresine ışık saçmaz ve aydınlanır. Kendisine değer vermez ve yüceltilir. Kendini övmez ve yarar verir. Kendini öne koymaz ve kalıcılaşır. Çünkü savaşmayanla Kim savaşabilir dünyada _Biliyorsam biraz doğru YOL’da yaşamı. Tek korkum yolu yitirenlerdendir. Sapanlardan dar sokaklara doğru. YOL dururken _Sağlam kök salan sökülmez. Sıkı tuttuğun çalınmaz. _ERDEM’le dolu kişi Benzer yeni doğmuş bebeğe. Yılan çıyan sokmaz Vahşi hayvan saldırmaz Alıcı kuş paralamaz İncedir kemikleri kasları yumuşaktır ama Yine de sımsıkı yapışır tuttuğuna Erkek dişi nedir bilmez ama Yine de kalkar pipisi Çünkü dopdoludur hayat tohumuyla _Keskinliğini körelt. Karmaşalarını çöz. Parlaklığını sönükleştir. Tozuna karış dünyanın. Budur gizli Bir’e varmak. Buna erişeni Ne sevgi yaralar ne soğukluk Ne kazanç yaralar ne kayıp Ne saygınlık yaralar ne utanç Ki en saygın olur göğün altında _Baştaki sakin ve edimsizse Halk dürüst ve temiz olur Baştaki zeki ve kurnazsa Halk hilekâr ve güvenilmez olur _Büyük ülkeyi yönetmek Küçük bir balık kızartmaya benzer. _Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. _Ayaksız yürümek. Kolsuz dövüşmek. Saldırısız yenmek. Silahsız durdurmak. En büyük talihsizliktir küçümsemek düşmanı. Küçümseyen korkarım yitirir hazinesini. _Bilmediğini bilmek büyüklüktür. Bildiğini bilmemek eksiklik. _Emretmeden yönetebiliyorsanız lidersiniz. Lider ol, ancak efendi olma. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. _Kendi aczinden onur duymaya kuvvet denir. _Henüz gülümsemeyi öğrenmiş bir bebek gibi. durgun ve ifadesizim, _Eğer ki halkın korktuğu biriysen, Sen de halktan kork _Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez _Üç hazinem var: Sadelik, sabır ve merhamet. _Bahar gelir ve çimenler kendiliğinden yeşerir. _Diğer insanların hakkınızda ne düşündüğünü kafanıza takarsanız,daima onların kölesi olursunuz. _Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın. _Düşüncelerinizi değiştirin, hayatınız değişsin. _Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. _Gerçek bilge aydınlanmanın amaç değil, anlam olduğunu anlar. _Eğer pes edebilirsen güçlüsündür. Kötülüğe iyilikle karşılık ver. _Bir aile iç ahengini yitirdiği zaman “hayırlı oğullar”dan söz ederiz. Bir devlet kargaşaya sürüklendiği zaman sadık devlet adamları”ndan _Dünyadaki herkes güzeli güzel olarak bilir Ve çirkinlik de bu yüzden vardır. İşte böylece, Varlık ve yokluk birbirini doğurur, Zor ve kolay birbirini tamamlar, Uzun ve kısa birbirini şekillendirir, Yukarı ve aşağı birbirini doldurur, Sesler ve tonlar birbiriyle uyuşur, Önce ve sonra birbirini izler. _İnsanların onay vermesini önemserseniz, onların mahkûmu olursunuz. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. Düşlerini endişe ve korkuyla sularsan, yaşamını boğan yabani otlar biçersin. Düşlerini iyimserlikle, çözümlerle sularsan, başarı biçersin. _Kalbinizde yeşil bir ağaç bulundurun, belki şakıyan kuşlar gelir. _ Erdeme haiz olanlar kusur aramaz. Kusur arayanlar erdeme haiz değildir _ Orada oturup sessizce tefekküre dalarak Zihnini temizleyebileceğini mi sanıyorsun? Bu, zihnini yalnızca daraltır, temizlemez. Tam uyanıklık akışkandır ve uyumludur; Her zaman ve mekanda vardır. Gerçek tefekkür işte budur. Dünyadan uzak durarak kim saflığa ve basitliğe erişebilir. Tao temiz ve basittir Ve dünyadan uzak durmaz. Neden basit şekilde ana-babanızı onurlandırmıyor, çocuklarınızı sevmiyor, kardeşlerinize yardım etmiyor ve en yüce doğruyu anlamak yerine, elinizde sıradan yöntemler bulunduruyorsunuz? Bu, gerçek saflık, gerçek basitlik ve gerçek ustalık olacaktır. _Bilmek ama yine de bilmediğini düşünmek en büyük hünerdir. Bilmemek ama bildiğini düşünmek ise hastalıktır _Zeka, bilgelik demek değildir. _Bir ağacın güzelliği hiçbir zaman kelimelerle ifade edilemez; bunu anlayabilmek için onu kendi gözlerinle görmelisin. Dil, bir şarkının melodisini yakalayamaz; onu anlayabilmek için kendi kulağınla işitmelisin. _Ermiş kişi yönetirken: Kalplerin boşalmasını ama karınların doymasını sağlar. İstekleri zayıflatır, ama kemikleri kuvvetlendirir. İnsanları daima alimlikten ve arzudan yoksun bırakır ve alimler bir eyleme geçmeye cüret edemez. Yaptıkları bundan ibarettir ve işte böylelikle düzensiz bir şey kalmaz. _Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra bir yana çekilmesini bilmeli. _Büyük bir milleti yönetmek küçük bir balık pişirmek gibidir; fazla kurcalarsanız mahvedersiniz. _Sonsuz Tao, ne anlatılabilir olan, ne de ad verilebilir olandır. Her şeyin durmaksızın dönüştüğü ileri sürülerek, ona ad vermekle.. _Taoist cinsel uygulamalar - Özlerin Birleşmesi. Uzun yaşama ve ölümsüzlüğe ulaşmasının yöntemlerinden biri genç yaştaki bakirelerle cinsel ilişki kurmaktır. Tavsiye edilen 14 - 16 yaş aras..Chang Taoist cinselliğin yaşlı erkek - genç kız ilişkilerinde hayata geçirilebileceğini belirtirken, genç erkeklerin ise gençler yerine yaşlı kadınlarla ilişki kurmasının daha avantajlı olduğunu ileri sürmektedir _Konfüçyüs bir gün suyun içinde çırpınan adamı kurtardıktan sonra. coşkun suların içinde sağ kalmayı nasıl başardığını sormuş. 'Çok kolay!' demiş adam. 'Akıntı beni aşağı çektiği zaman daldım, yukarı ittiği zaman da su yüzüne çıktım.'" sertliğe karşı yumuşaklığın, tutkuya karşı tutkusuzluğunu, hoşgörüsüzlüğe karşı hoşgörünün, erkeğe karşı kadının yanını tutan bir öğreti bu. _ Hiçliğe dönendir Biçimlenmemiş biçim Aslı olmayan resim Karanlıktır kaostur _Ah daha ne kadar sürer yalnızlık. Herkes sevinç saçıyor. Bayrama gider gibi. Bir ben çekingen. Gülmeyi öğrenmemiş bebek gibiyim. Huzursuz savrulurum. Yersiz yurtsuz gibiyim. Herkes bolluk içinde. Ben unutulmuş gibiyim. Mağara gibi yüreğim. Uyumsuz ve karanlık Dünya insanları ışıl ışıl ah Bir ben bulanık su gibiyim. Dünya insanları kurnaz mı kurnaz. Bir ben kapalı kutu gibiyim. Huzursuzum ah deniz gibi. Dur durak bilmeyen girdap gibiyim. Herkesin hedefi var Bir ben aylak dilenci gibiyim Bir ben başkayım herkesten Ama değerlidir anadan alınan besin. __YOL’da bir oldun mu onlarla YOL’da olanlar da Hoşnut olur bundan. Yoklukta bir oldun mu onlarla. Yoklukta olanlar da Hoşnut olur bundan. Güven bulamaz güven göstermeyen. _Ayak parmakları üstüne kalkan sağlam durmaz. Dizlerini kırmadan yürüyen ilerlemez. Çevresine ışık saçan aydınlanmaz Kendine değer veren yüceltilmez Kendini öven yarar vermez. Böyle kişi yemek artığı yara irini gibidir YOL’a _Yüceliğini bilip alçaklığını yitirmeyen Olur göğün altında vadisi yerin _YOL doğurur. ERDEM besler, Büyütür, bakar, Geliştirir, tutar, Örter ve korur. _Yeryüzünün kaynağı var ki anası yeryüzünün. Her kim anaya bakarsa Yaşamı boyunca korkmasın bir şeyden Sonsuzluğu kucaklamaktır bunun adı _Ülkenin günahını kim alırsa üstüne. Başta gider tohum kurban töreninde. Ülkenin acılarını kim alırsa. üstüne Hakanı olur yeryüzünün _ERDEM’li kişi ERDEM’i bilmez Ondan ERDEM’lidir o. ERDEM’siz kişi Çabalar ERDEM’i Yitirmemeğe. Ondan ERDEM’sizdir o. ERDEM’de olan amaçsız. ERDEM’siz olan amaçlı.YOL’u yitirince ERDEM. ERDEM’i yitirince aşk. Aşkı yitirince adalet. Adaleti yitirince ahlak. Sadakat ve güven kıtlığıdır ahlak. Ve başıdır huzursuzluğun _Her şey Ya çoğalır azaldıkça Ya azalır çoğaldıkça _En büyük yetkinlik eksik görünür Ve sonsuz olur etkisi En büyük doğruluk eğri görünür En büyük yetenek aciz görünür En büyük belagat dilsiz görünür Soğuğu hareket yener sıcağı sükûnet Saflık ve sükûnet Bu ikisi ölçütüdür dünyanın _Ölümden korkmaz olursa insanlar Nasıl korkutursun ölüm korkusuyla? Ölümün sahibinin yerine öldürmek Marangoz yerine keseri ele almak demek. _Yaptığını kendi yaşamı için yapmayan Daha bilgedir yaşama değer verenden _TAO’nun özünü kavramanın yolu, hep hiçlikte kalmak, tutku ve isteklerden arınmaktır, TAO’nun özüne varacağım diye tutkularından kurtulmak için çabalayıp duran kişinin bu halinin de tutku dolu olduğunu hatırlatıyor _“Fincanı iki elinle tutarken, aynı anda dolduramazsın. _Hiç ile kaynak aynıdırlar. Yalnızca biz farklı adlar vermişiz. Maddesel ve tinsel her şeyin kaynağı olan TAO… _Toplum kuralları gerçekte toplumsal hastalıkların asıl kaynağı olduğunu gösteriyor. Devlet yönetiminin filozofların işi olduğu inancındadır. Basit halk, yüreğini huzursuz kılmaktan başka bir işe yaramayacak, ona ancak mutsuzluk getirecek olan tüm bilgiden uzak tutulmalıdır. Tutkularını aşmış, bilge kişi içinse durum başkadır: _Karın, Karanlık, gizli, sırlı hakikatin simgesidir._ __ İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte .“Sevgi, iyilik, insaniyet, bağlılık”…Taoculuk bu tür sevgiyi reddeder: Böylesi sevgi, kimilerini başkalarına karşı kayırmak demektir. Oysa TAO’nun, doğanın, dünyanın iyiliği, tarafsızlığında, kimseyi sevmeyip, kimseyi kayırmamasındadır. . _Taoculuk’ta ne geçmiş ne gelecek, yalnızca şimdiki yaşam vardır. _Zhuang Zi, Ölümün eşsiz bir “mutluluk” olduğunu savunur. _Yaradılış, doğa ananın koynunda sürekli olarak yeniden gerçekleşir…. _Vadi hiçliği simgeliyor. Her iki yönden de “vadi ruhu” TAO’yu çağrıştırıyor: ana rahmi” anlamına geliyor. “Karanlık dişinin kapısı” da, hem bin bir türün doğuşunun tablosunu çiziyor, hem de “sırlar sırrı” olan “tüm mucizenin kapısı”nı çağrıştırıyor. _Ying aydınlık, Yang gizemli karanlık ve ikisini birleştirem yaşam soluğu uyum… _Kong Zi yani Konfüçyüs “Başkalarının bana yapmasını istemediğimi ben de onlara yapmamalıyım” der… “ _Taoculuk’ta daha çok vurgulanan, bütünün parçalardan fazla bir şey olduğu olgusudur... Kitab-ı Mukaddes’te Tanrı, Peygamber Yeşaya’ya “Bilgelerin bilgeliğine son vereceğim, yok edeceğim usluların usunu!” diye seslenir. Yeni Ahit’te de Aziz Pavlus “Nerede zeki insanlar, nerede okumuş kişiler? Tanrı bu dünyanın bilgeliğini deliliğe çevirmedi mi?” diye alaya alır yetenekleri ve bilgeliğiyle övünenleri…Tao ise insanı kendi doğasıyla yüz yüze bırakıyor. _Halkın günahlarını, ülkenin acılarını üstüne alan dünyaya hükümdar olur _Kong Zi, Lao Tse’yı ziyaret ederek onun bilgisine başvurur. Lao Tse onun gururlu ve girişimci tutumunu eleştirir. Kong Zi sarsılmış ve Ustaya derin şekilde hayran kalmış bir halde öğrencilerinin yanına döner. Kong Zi öğrencilerine dedi ki: Kuşları bilirim, uçarlar. Balıkları bilirim, yüzerler. Hayvanları bilirim, koşarlar. Koşanı tuzağın ağı yakalar. Yüzeni oltanın iğnesi tutar. Uçana avcının oku erişir. Ama ya ejderhalar? Ya onlar nasıl yükselir rüzgârların bulutların üstüne de göğe ulaşırlar, bunu bilemem. Lao Tse’yi gördüm bu gün. Düşündüm: Acaba o da ejderha gibi mi?Lao Tse’nin bir “ejderha” gibi olduğunu anlatır. _Toplumsal değerleri ve yöneticilerin otoritesini insanlığın tüm acılarının kaynağı saydığı. _ Kong Zi eski gelenekleri öğrenmek için Lao Tse’ye geldi. Lao Tse ona dedi ki: Sizin sorduklarınız ancak kemikleri bile çoktan çürümüş insanların sorunları. Onlardan bugüne kalan yalnızca sözcüklerdir. Arif kişi zamanını bilir, arabası gelince biner, gelmezse de çıkınını toplayıp gider.
_Karşılaştırmalar yargılamalardır, _Övgü beklemeyen bilge kişidir. _Gereğinden fazla zorlarsan, en müthiş bıçak bile körleşecek. Çaresizlik ona hiçbir işe yaramayan, akordsuz yalanlar söyletecek. Bilgelik de akılla birleşip sağduyulu zekayı ışıldatacak. sabır en dolaşık ipleri bile düğümlerden kurtaracak, _Tabiat kasıtlı hareket etmez. Hiçbir varlığa iyi veya kötü niyeti yoktur. Tao da aynen tabiat gibidir. Tabiat tao'nun takipçisidir. Bilge kişi de böyledir. Tutkularından arınmış _Çömleği yapan kil değil boşluktur. _Kaos ortaya çıktığında, üstün insanın içsel dünyası düzenli ve sakindir. Topluma geri dönüşünde yardımcı olur. Kaos sona erdiğinde toplum tarafından görülebilir. _Çok daha iyidir basitliğini görmek ham ipeğin güzelliğinin ve işlenmemiş taşın; kişinin kendisiyle bir olmasından daha iyidir tao ile bir olması, bensizliğin geliştirmesi. _Butunlugu korumak icin boyun egmek kendini savunmayarak ayricalik kazanir. Eğilmek dik olmaktir; bos olmaksa dolu. Böbürlenen kişi aydınlanmamıştır, saygı görmez değerli insanlardan; böylece, hiç bir şey kazanmaz ve itibarı lekelenir. kibir aşırılıktır ve bilge kişi onlara ihtiyaç duymaz _Yaratıcı prensip birleştirir sonsuzluğa uzanır. Sonsuzluğa seyahat ederken değişmez özünü korur. En lüks yerlerde basitliğini korur. _Onurlu davranın ama alçakgönüllülüğü koruyun. _En büyük balık gölün dibinde yaşar ve bir ülkenin en iyi silahları kuytuda kilitli tutulmalıdır. Uysal ve nazik olan, sert ve güçlünün üstesinden gelebilir. _Gerçekten iyi insan haptığı iyiliklerden bihaberdir. _Liderin görevi nüfusun refahını sağlamaktır kendi refahını değil. _Bazen her şey ters görünür. Aydınlık karanlık. Doğru yanlış gibi, kolay zor gibi, pak olan kirli, ilerleme gerileme olarak görünür. En kötü anlarda dahi umudunu kesmez doğa-tao. Sen de öyle ol. doğru görünen bir dahakinde eğri görünebilir; zeka aptallık görünebilir, güzel söz söyleyiş patavatsızlık görünebilir; hareket soğuğu alt edebilir, durağanlık da sıcağı, ama hareketteki durağanlık tao'nun yoludur. _Sertin üstesinden ancak ona boyun eğen yumuşak gelir. _Aydınlanmış kişi arkadaş edinmekle ilgilenmez, ne de düşman kazanmakla; iyi ya da kötü ile, övgü ya da suçlama ile. bu tür bir tarafsızlık* insanın en üst halidir… _Keskindir ama kesici değil. Pivridirler ama hiç bir zaman delici değil. Parlaktırlar ama kör etmezler. Budur bilge kişinin eylemi. _Tasarlamadan hareket et; doğal bir şekilde çalış ve tatsızın tadını al; karmaşıktaki basiti ara… _Sorunlar ortaya çıkmadan önce yüzleşilirse kargaşanın önüne geçilir… _Uçsuz bucaksız yolculuklar ilk adımı atmakla başlar. Koca ağaç küçük bir fidandan oluşur _Irmağın ve akıntının hakimi denizdir, çünkü hepsinden alçaktadır. öğretmenin öğrencilerine yol göstermesinin en iyi yolu önde gitmelerine izin vermektir. _Tartışmalar kavgacılık yapmak yerine beklemeyi bilerek, üstüne gitmek yerine geri çekilerek kazanılabilir. büyük savaşlar kıpırdadığını belli etmeden ve gizlediği gücünü koruyarak hareket etmek, saldırmadan ele geçirmek silahtan başka şeyler kuşanmak sayesinde kazanılabilir. _Ülkedeki insanların karnı aç canları kıymetsiz olursa onlar da yönetimi alaşağı etmek için artık kendi canlarından geçerler… _Eğilmek bilmeyen savaşçı kendini ölüme mahkum eder ve eğilmeyi reddeden ağaç kolayca kırılır. onun için sert ve yoğun olanın yenilmesi yumuşak ve esnek olanınsa yenmesi mukadderdir… _İhtiyacından çoğuna sahip olandan alıp ihtiyaç sahiplerine dağıtmak tao'nun yoludur yüksektekini alçaltır, alçaktakini yükseltir… _Tezatmış gibi görünse de insanların aşağılamalarını kaldırabilen kişi yönetmeye uygundur. Önderlik etmeye uygun olan da ülkesinin felaketleriyle bizzat yüzleşendir. _Ne kadar azsa çoğalır, ne kadar çoksa azalır. Gerçek her zaman güzel güzel sözler de her zaman gerçek değildir. _Erdemli kişi kendi için tartışmaya gerek görmez çünkü bilir ki tartışmak yararsızdır. _Övgü beklemeden, ışığı saklamak,, aşırılıklar olmadan, kara aynayı temizlemek, arzuların bastırılması ,sakin ve hareketsiz, köke geri dönmek, ahlakin çürümesi, butunlugu korumak icin boyun egmek, değiştirilemeyeni kabullenmek, erdemli pasiflik arkadan önderlik etmek tek başına durmak
Tao Te Ching, Lao Tzu
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.28 03:33 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 10

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 10
https://preview.redd.it/o4ulfrp63id51.jpg?width=750&format=pjpg&auto=webp&s=cd5a993c71e87be745898fbbf5093e26c1f0101c

Marksizm 5.2

Yeri gelmişken, güçlü üretici ve tüketici hareketlerinin muazzam bileşimi ile bastırılmaları halinde devlet ve kapitalizmin ne yapacağı ve ne yapmak zorunda kalacağına dair öngörü, “Şimdi ne yapabiliriz? Devlet bunu yasaklayacaktır!” şeklindeki bildik kalıp ile işçilere bir uyarı olarak anlaşılmamalıdır. Bu tür bir uyarı bizim yolumuz ve bizim görevimiz değildir. Yine de diğerlerinin kendi rollerine göre hareket edeceğini varsayıyoruz; bu beklenir bir şeydir ve bize sıkıntı vermemelidir. Bu bakımdan her kim kapitalistlerin işçilerden çok daha az kazandığını ve işçilere çok daha fazla ödeme yaptığını görmeyi kendine görev addetmişse bizden şunu öğrenmiştir: başarılı bir sendika mücadelesiyle birleşmiş güçlü bir tüketici-örgütü uygun olan silahtır. Zira neredeyse hiç kimse bunun alternatifine, hükümet tarafından ücretin ve fiyatın sabitlenmesine, çok fazla umut bağlamayacaktır. Tıpkı gelir vergisi yoluyla kapitalistin fazla gelirine, bu fazlalığı örneğin işçi birlikleri aracılığıyla proletaryaya yönlendirmek için ilgili el koyma girişimine çok az umut bağlayacakları gibi. Bu da zar zor devrimci bir yöntemdir, kifayetsiz ve amatörcedir ve buna sadece geçiş aşamasında geçici olarak başvurulabilir. Benzer vasıtalar, Fransız devrimci hükümeti idaresi altında başarısız bir şekilde zaman zaman denenmiştir ve 1848’den hemen sonra Fransa’da Girardin tarafından da tavsiye edilmiştir. Lasalle’ın siyasal eylemi ve programı da bu yönde ilerlemiştir.
Bu bakımdan devrim ve sosyalizm, mücadele ve inşa bileşimi ile toplumu durma noktasına getirme amaçlı bu özel girişime karşı uyarıda bulunmuyoruz. Sadece bu noktadan şu anda çok uzak olduğumuzu ve tüketici kooperatiflerinin, bugün var oldukları gibi – gerçi bunların sosyalizmin sadece acınası başlangıcı olup olmadığını bilmeden – ciddi bir biçimde kapitalizmin fiyatlarını çökertmek ya da müşterilerini ellerinden almak için en az uygun olan vasıtanın bunlar olmadığını söylemeliyiz. Dolayısıyla sosyalizme çağrı yapanların ana görevi budur. Sosyalizm, eğer gelecekse, yalnızca tüketimle başlamalıdır ve başlayabilir.
Bu aşağıda açıklanacaktır. Buradaki görev, kapitalist üretim alanındaki tüm faaliyetlerin ve tüm tek taraflı mücadelelerin ve dolayısıyla üreticilerin tüm faaliyetlerinin kapitalizm tarihinin bir parçası olduğunu, başka da bir şey olmadığını göstermekti.
Kapitalizmin idaresi altında işçi, ihtiyacı dışında gelirini belirleyecek başka her hangi bir ilkeye sahip olmayı kaldıramaz. Lakin kendisinin ve ailesinin var olması için sadece yeteri kadar kazanmak hayati bir zorunluluk değildir; sağlığını, uykusunu ve dinlencesini uzun çalışma saatleri ile harap etmemek de böyledir.
Fakat üreticilerin sendika faaliyetini, işçilerin ekonomik olarak kendi kendilerine-yardımlarını ve yasal düzenlemeler için devlete uyguladıkları baskıyı tarif edip eleştirdiğimiz için bu örgütlerin ve mücadelelerinin iki önemli görevi daha kısaca ele alınmalıdır. Sendikaların ana görevleri halen daha çalışma saatlerinin kısaltılmasını ve ücret yapısındaki değişimi kapsamaktadır. Ki bunlar, yani götürü işin ikamesi ve günlük ödemeli sözleşmeli iş, birbiri ile yakından ilişkilidir. Götürü iş ve sözleşmeli iş elde edilen ürünün niteliğine ve niceliğine göre iş için yapılan ödemedir. Adil bir takas sisteminin emek için her zaman bu tür bir ödemeye geri döneceği söylenmelidir fakat insana karşı adil olmayan, insanın asli ihtiyaçlarını ihmal eden bir toplumda eşya odaklı adalet ile insanlara karşı adaletsizliğin şiddetlenmesinden daha kötü neredeyse hiçbir şey olamaz. Kapitalizmin idaresi altında işçi, ihtiyacı dışında gelirini belirleyecek başka her hangi bir ilkeye sahip olmayı kaldıramaz. Lakin kendisinin ve ailesinin var olması için sadece yeteri kadar kazanmak hayati bir zorunluluk değildir; sağlığını, uykusunu ve dinlencesini uzun çalışma saatleri ile harap etmemek de böyledir. Çalışma saatlerini kısaltma mücadelesi götürü işe ve sözleşmeli işe karşı çıkmak için işçiye yeni bir sebep de verir. Kısaltılmış saatler gelirini düşürmemeli ve kendisini çalışma yoğunluğunda ölçüsüz bir artışa zorlamamalıdır. Buna göre bazı mesleklerde örneğin inşaat sektöründe günlük değil saatlik ücret ödenmesi belirsiz bir değer taşır. Bu da işçileri daha az çalışma saati için verdikleri her savaşta aynı zamanda daha yüksek saat ücreti için de çarpışmaya zorlar ve genellikle böyle bir çekişme sonunda bir taviz ortaya çıkar: işçiler bir hedeflerini kazanırken diğerinden vazgeçmek zorunda kalırlar. Böylelikle mesela iş sürelerini kısaltırlar fakat aynı zamanda kendi gerçek gelirlerini azaltırlar. Buna göre kapitalist sistem altındaki her yerde işçiler sadece götürü işe ve sözleşmeli işe karşı değil saatlik ücrete de karşı çıkmak zorundadır. Günlük ücret kapitalist işçinin talebi olmalıdır. Bu durum kültür ve ahlak bozulmasının sesini duyan herkese şunu açıklar: yaşam pazarına giren ve mal takas eden işçi özgür bir adam olmayıp, iaşesi efendisi tarafından bahşedilmesi ve toplum tarafından garanti edilmesi gereken bir köledir. Günlük ücretler sistemi altında iş ile ürünlerinin niteliği ve niceliği arasında açık bir ilişki yoktur; quid pro quo (verilen şey karşılığında alınan şey) takası yoktur. Sadece geçimi arzulayan ihtiyaç vardır. Bu bakımdan biz yine fark ediyoruz ki kapitalist dünyada işçi kendi varlığını korumak için bir kapitalisti, kültür karşıtı kurumu savunmak zorundadır. İhtiyaç ve üretici olarak rolü işçiyi kapitalizmin bir hizmetçisi ve tebaası yapar. Kendi günlük ücret sistemi için verdiği örgütlü emek mücadelesinin, diğer bir deyişle gizli oy için siyaseten militan olan işçinin mücadelesinin devlet yaşamında muadili bulunur. Geçimini ürüne karşı ürün takas etmek yerine, yani ürün için fiyatı ya da ücreti almak yerine günlük iaşe ücreti biçiminde elde etmek ne kadar haysiyetsiz ise kişinin topluma karşı görevini ve hakkını oy kabininde korkudan saklanarak icra etmesi de aynı derecede acınasıdır. Egidy’nin halkın oyunu kullanmasını savunmasının sebebi buydu: özgür ve namuslu adamlar açısından oylamanın hiçbir kötü sonucu olamayacağını iddia etmişti. Fakat bu donkişotvari asil bir adam düşüncesiydi. Zamanımızda işçi günlük-ücret-kazanan olmayı ve vatandaş da ürkek kul olmayı istemelidir. Bireysel ölçekte, kapitalist ekonominin ve kapitalist devletin girift semptomlarının izhar olduğu yerde tedaviyi başlatmayı istemek imkânsızdır. İşçi yaşamını korumalıdır ve kapalı bir kabinde oy vermeye gitmediği takdirde yaşamı tehdit edilecektir. Bu arada günlük ücretini almadığı takdirde de geçimi tehdit edilecektir. Tüm bunlar ve burada konuştuğumuz her şey, kapitalizmi terk etmediğimiz müddetçe yaşamın zaruriyetleridir, fakat elbette bunlar sosyalizmin yolları ve araçları olmaktan çok uzaktır.
İş saatlerini kısaltmanın iki yönü bulunmaktadır. Bu yönlerden ilki sık sık anılmasına karşın ikincisi ile bildiğim kadarıyla çok ilgilenilmemiştir. İlk olarak, çalışma süresini kısaltmak işçi için, gücünü muhafaza edebilsin diye, gereklidir. Burada kapitalizm altında mücadele ve düzenleme için gerekli bir kurum olan sendikalara saldırmak bizim görevimiz değildir, zira bu kesinlikle aptalca ve neredeyse suç olurdu çünkü yaşayan insanın refahı hürmetine kapitalizmin her bir yönüne karşı çıkılmayacaktır. Serinkanlı ve objektif bir eleştiri önermekle birlikte bizlere burada bir an durup önemli çalışmaları için sendikalara hak ettikleri teşekkürü belirtmeliyiz. Sendikalar, tüm ülkelerde işçilerin yapageldikleri zahmetli işlerin, faaliyetlerini ruhsuz ve ölümcül sıkıcı kılan, aşırı yoğun tekniklerle kendilerini yorgun ve bunalımlı yapan fabrikalarda, çoğunlukla da kendilerini ilgilendirmeyen işlerin sürelerini kısaltmıştır. Onlara teşekkür etmeli ve onları övmeli: kaç kişiye iş saatlerinden sonra dinlenme, güzel bir aile yaşamı, ucuza elde edilebilen yaşam sevinci, güzel kitaplar ve yazılar ve kamu yaşamına katılım fırsatını sunmuşlardır. Kaç kişi – ve ne kadar az! Sadece son yıllarda bir başlangıç yapılmış ve çoğunlukla yetersiz, genellikle saçma bir biçimde kötü ve parti-politika vasıtaları ile elde edilen dinlenme saatlerinin doğru kullanımı için de bir şeyler yapılmıştır. Sendikalar uzun çalışma saatlerine karşı mücadelenin yanı sıra alkolizmin zararlarıyla savaşmak için ortaya çıkmıştır. Sadece üretken işçi ile değil işten sonra dinlenme zamanlarındaki işçi ile ilgilenmeyi de kendi görevleri addetmelidirler. Bu alanda daha yapılacak çok iş var ve halkımız arasında sanatçılar, şairler ve düşünürlerle işbirliği için çok fırsat var. Sadece sosyalizme çağırmamalıyız. Sadece düşüncenin sesini takip etmemeli ve geleceği inşa etmemeliyiz. Bizler için beden ve biçime dönüşmek isteyen ruhun hürmetine, dikkatimizi, halkımızın yaşayan insanlarına, yetişkinlerine ve çocuklarına çevirmeliyiz ve bedenleri ve ruhları güçlü ve iyi, sıkı ve esnek olsun diye elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Sonra bu yaşayan insanlarla sosyalizme ilerlemeliyiz! Fakat bu ifadeden bunlara belli bir sözde sosyalist sanat veya bilim ya da eğitim sağlamamız gerektiği anlamı çıkarılmasın. Heyhat, parti broşürleri ve taraflı yazılar ile bu konuda ne kadar çok kötülük yapılageldi ve Sosyal Demokrat olana göre, sözde burjuva bilimi örneğin, ne kadar da çok değerli, doğal ve özgürdür! Bu tür tüm girişimler resmi, doktrinci bürokrasiye yol açar. İşçi sınıfı çevrelerinde sessiz ve sonsuz olan her şeyin küçümsendiği veya bunların bilinmediği, öte yandan ajitasyonun ve günün suni sloganlarının abartıldığı ve incelikten yoksun bir şekilde geliştiği [anlayışı] tüm Marksist ekollerin, Sosyal Demokratların ve de anarşistlerin paylaştığı büyük bir hatadır. Geçenlerde Sosyal Demokrat bir dernek tarafından desteklenen ve işçi sendikası üyelerinin katılım sergilediği Alman edebiyatı ile ilgili on konferans verdiğim büyük bir Alman şehrinde, bir konferans sonrasında, anarşist işçilerin daha önceden bana sormaktan kaçındıkları soruyu sormak için (lütfen bir ara kendilerine konferans vermemi istemek için) gelmelerini ben kendim de tecrübe ettim! O zaman kendilerine şu cevabı vermeye karar verdim: Goethe, Hölderlin ve Novalis, Stifter ve Hebbel, Dehmel ve Liliencron ve HeinrichvanReder ve Christian Wagner ve pek çok başka isim üzerine konuştuğum bir konferans verdim fakat siz bunları duymak istemediniz çünkü bize gelen insani güzelliğin sesini bilmiyordunuz, yaşamın güçlü ve sakin ritmi ve armonisi, dinlenmiş meltemlerin yumuşak hareketlerinde ve hareketsizliğin kutsal dinginliğinde olduğundan daha fazla fırtınanın sesinden bulunamaz. “Esen meltemin, damlayan suyun, büyüyen ekinin, dalgalanan denizin, yeşeren yeryüzünün, parlayan gökyüzünün, parıltılı yıldızların muhteşem olduğunu düşünüyorum: görkemli bir şekilde yaklaşan boranın, evleri paramparça eden şimşeğin, dalga getiren fırtınanın, ateş püskürten volkanın, tüm ülkeleri sallayan depremlerin önceki olaylardan daha fazla muhteşem olduğunu düşünmüyorum, aslında bunları salt daha yüksek yasaların etkileri oldukları için daha küçük düşünüyorum… İnsan ırkına kılavuzluk eden yumuşak ve nazik yasayı bir an için görmek istiyoruz… Adalet yasası, ahlak yasası, her insanın, diğerleri ile birlikte, saygın, onurlu ve güvenli yaşamasını isteyen yasa ki böylelikle insan yüksek insani yolu takip edebilsin, yoldaşlarının sevgisini ve takdirini kazansın. Böylelikle bir mücevher gibi korunsun, zira her insan diğer tüm insanlar için bir mücevherdir, bu yasa insanların diğer insanlarla birlikte yaşadığı her yerde bulunur ve insanın diğer insanlara karşı davranışlarında gösterilir. Bu yasa eşlerin birbirine duyduğu sevgide, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinde, çocukların ebeveynlerine olan sevgisinde, erkek ve kız kardeşlerin sevgisinde, arkadaşların birbirine olan sevgisinde, iki cins arasındaki tatlı meyilde, geçinip gittiğimiz çalışkanlığımızda, küçük çevremiz, çok uzak yerler ve tüm dünya için eylemlerimizde bulunur…” (Albert Stifter) Bu yüzden burada yüksek sesle çağırdığımız, sessizce konuştuğumuz sosyalizm, aynı zamanda insanın birlikte yaşamının daimi güzelliğinin nazik gerçekliğidir. Sosyalizm, çirkin çağdaşlığın vahşi, çirkin geçişsel yıkımı değildir. Öyle bir yıkım ki belki de bir yan ürün olmak zorunda kalacaktır. Fakat yaşamın güzelliğinin nazik çalışması daha önceden ruhlarımızda ve ruhlarımız kanalıyla gerçek hayatta yapılmamış olsa [sosyalizmi]çağırmak yıkıcı, sağlık-sız ve yararsız olacaktır. Taşıdıkları tüm ateşli hevese rağmen tüm yeniliklerde viran, çirkin ve imansızca bir şeyler vardır. Tüm eski şeyler, ordu ve ulus devlet gibi en kötü nama sahip ya da arkaik kurumlar bile, eski ve bir geleneğe sahip olduklarından, tüm köhneliklerine, gereksizliklerine ve eskimişliklerine rağmen, güzelliğin deyim yerindeyse ışıltısına sahiptir. Bu yüzden, geçmişte, kadim ve kutsal yaşamda demirli, bitmiş, denenmiş ve test edilmiş bir şey olarak hâlihazırda yaşamlar yaratmak isteyen, ileriye yönelik tahayyüle sahip türde yenilikçilerden olalım. Bu yüzden daha çok kendi inşa ettiğimiz nazik, sonsuz ve bağlayıcı gerçeklik vasıtasıyla yıkalım. Cemiyetimiz [Bundt] bizleri gerçeklik dünyasına bağlayan ebedi güçlerle birlikte mücadele eden bir yaşam cemiyetidir. Bizleri güdüleyen düşüncenin gerçekten de bir düşünce, diğer bir deyişle ruhun sakin toplumu ile birlikte fani, parça parça ve yüzeysel geçici fenomenin ötesinde bizleri birleştiren bir bağ olmasına izin verin. Bu bizim sosyalizmimizdir, sanki ezelden beri var olmuş gibi geleceğin yaratılmasıdır. Anın coşkusundan, öfkeli, şiddetli tepkilerinden gelmesine müsaade etmeyin, ruhun varlığından, beşeriyetimizin geleneğinden ve mirasından gelmesini sağlayın.
Teknolojinin elinde neredeyse her zaman artan işi salt makinelerin hizmetçileri olan insanların faaliyetlerinden çıkarma ihtiyacını karşılayacak düşünceleri ve modelleri bulunur.
Sendikalara çalışan insanların dinlenme vakti ve boş zaman edinmeleri için verdikleri mücadeleleri nedeniyle minnettarlığımızı ifade etmek amacıyla konudan saptık. Burada söylenen her şeyi teşekkürümüz olarak kabul edin. Salt arkaik ve eskimiş olana ait korkunç çürüyen urların ürünleri, sonuçları ve aksi tesiri olmaktan ziyade bir zamanlar ortak olan ve şimdilerde bir başına bırakılan batmış ruhu yeni biçimlere ve yaşama ve güzelliğe geri yönlendiren üretken insanlar olmayı istediğimiz için, minnettarlığımız da üretken olmalı ve işçilerin dinlenme vaktini ve serbest zamanını oluşturması gereken şeye yönlenmelidir. Ancak o zaman sağlıklı, güçlü ve ruhani insanlar, bizden kadim bir şeymiş gibi çıkması gereken yeni gerçekliği hazırlayabilecektir, eğer herhangi bir faydası ve kalıcılığı varsa.
Çalışma saatlerinin azaltılması işçiler için daha fazla boş vakit yaratır. Ancak kişi bu gerçeğe sevinse bile, bu tür kazanımların genellikle nasıl sonuçlara sahip olduğunu gözardı etmemelidir: işçilerin gücünün daha fazla sömürülmesi, işin yoğunluğunun artması. Çoğunlukla yüksek düzeyde kapitalistleştirilmiş müteşebbis, örneğin büyük bir anonim şirket, işçilerin zaferinden sevinç duymakta haklıdır. Diyelim ki belli bir sektörün tüm müteşebbisleri, çalışma saatlerini kısaltmaya zorlanmış olsun. Büyük teşebbüsler işçiyi seri makinelerin hizmetine daha da sürekli olarak zincirleyen yeni makineleri getirmek suretiyle bundan kaynaklanan kayıplarını genellikle tazmin edebilmektedir. Böylelikle orta ve küçük ölçekli rakipleri üzerinde büyük bir avantaj kazanırlar. Elbette bazen tersi gerçekleşir ve devasa teşebbüsün muazzam mekanizmasını yeniden şekillendirmesi engellenir. Öte yandan orta ve küçük ölçekli müteşebbis, aktif satışı varsa ve kredisi iyiyse, yeni koşullara daha kolay adapte olabilir.
Teknolojinin elinde neredeyse her zaman artan işi salt makinelerin hizmetçileri olan insanların faaliyetlerinden çıkarma ihtiyacını karşılayacak düşünceleri ve modelleri bulunur.
Bu, çalışmaksızın daha uzun bir gecenin diğer acı tarafıdır: daha yorucu iş günü. Yaşayan insan, aslında sadece yaşamak için çalışmaz, işte iken yaşamını hissetmek ve iş sırasında işinden sevinmek ister. Akşamları sadece boş zaman, dinlenme ve neşe değil, hepsinden öte faaliyetinin kendisinden, bedeninin fonksiyonlarında ruhunun güçlü varlığından haz almaya ihtiyaç duyar. Çağımız sporu, kaslar ve sinirlerin verimsiz, oyunbaz faaliyetini, bir tür işe veya uğraşa çevirmiştir. Gerçek kültürde işin kendisi bir kere daha tüm enerjilerimizin oyunbaz sağılışına dönüşür.
Ayrıca sanayici, çalışma süresinin kısaltılmasının kendisinden götürdüklerini yeniden kazanmak için, teşebbüsünün mekanik aygıtını değiştirmek zorunda bile kalmaz. Fabrikada demir ve çelikten inşa edilmemiş ilave bir mekanizma vardır: çalışma sistemi. Birkaç yeni düzenleme, birkaç yeni denetleyici ve ustabaşı pozisyonu genellikle bir teşebbüsü yeni makinelerden daha çok hızlandırır. Ancak bu tür bir sistem nadiren uzun ömürlü olur. Her zaman işçinin tembelliği veya doğal yavaşlığı ile gözetmenlerin sevk edici enerjisi arasında sessiz bir mücadele vardır. Zamanla iş insana karşı insan meselesi haline geldiğinde, her zaman bir tür eylemsizlik yasası kazanır. Yavaş çalışma için verilen bu mücadele her zaman, sınıf mücadelesinde bilinçli bir silaha ve sözde sabotaj biçimine dönüşmeden çok önce, var olmuştur. Belli bir amaç için, yavaş, ucuz, kötü hatta zararlı iş teslim etmek üzere işçilere çağrıda bulunan bu tür bir sabotaj, özel durumlarda, mesela postane, demiryolu veya liman işçileri grevlerinde mükemmel hizmet gerektirebilir. Bununla beraber sorgulanabilir bir yanı da vardır. Üretici rolünde işçilerin aşırı mücadele araçları [kullanılırken] sınıf bilincine sahip militanın nerede sona erdiğini ve ruhen boş, harap ve yoz, her tür faydalı işin tiksindirici geldiği sorumsuz insanın nerede başladığını ayırt etmek her zaman mümkün olmaz.
Hızlandırılmış çalışma sisteminin sadece geçici etkisi olur fakat makine amansızdır. Kendisine ait belirli bir atım sayısı, verili çıktısı vardır ve işçi artık az çok insan kişisine değil insan enerjisini sömürmek üzere insanlar tarafından yaratılan metal şeytana dayanır. İnsanın işindeki neşesinin psikolojik düşüncesi burada tali bir rol oynar; her işçi bilhassa acı bir biçimde bilir ve hisseder ki makineler, aletler ve hayvanlar çalışan insandan daha iyi muamele görür. Bu, yukarıda söylenen herhangi bir şey kadar provokatif, demagojik abartı olmaktan uzaktır. Bu, soğuk, sade hakikattir. İşçilere genellikle azami kızgınlık tonuyla köleler denmektedir. Ancak kişinin, birinin ne dediğini bilmesi gerekir ve “köle” gibi kelimeyi dahi ciddi, edebi anlamı ile kullanmalıdır. Köle, ölümü maliyete sebep olduğundan – yeni bir köle alınmak zorundadır – psikolojik olarak yönlendirilmesi gereken, himaye edilmiş (protege) [kişidir]. Modern işçinin efendisiyle ilişkisinin korkunç tarafı şudur ki modern işçi kesinlikle bu tür bir köle değildir; çoğu durumda müteşebbis işçinin yaşamasına ya da ölmesine tümüyle kayıtsız kalabilir. Modern işçi kapitalist için yaşar fakat kendisi için ölür. İkame edilebilirdir. Makineler ve atlar satın alınmak zorundadır ki her ikisi de satın alım ve işletim maliyetlerini kapsar. O yüzden köle önce satın alınmalı ve çocuk olarak dahi eğitilmeli ve sonra onun iaşesi sağlanmalı idi. Modern müteşebbis modern işçiyi ücretsiz edinmektedir; birine ya da diğerine geçimlik ücret temin etmek kendisi açısından farksızdır.
Teknolojinin sınırları, kapitalizme dâhil olduğu için, insanlığın sınırlarının ötesine geçmiştir. İşçilerin yaşamı ya da sağlığı ile ilgili çok fazla bir kaygı yoktur (burada kişi sadece makineleri düşünmemelidir; atölyelerin ve fabrikaların kirli havasında bulunan tehlikeli metal atıklarını, tüm şehirler üzerindeki havanın zehirlenmesini de hatırlamalıdır) ve kesinlikle işçilerin yaşam sevinci ya da iş sırasında rahat etmesi ile ilgili kaygı da yoktur.
Yine burada müteşebbis ile işçi arasındaki ilişkinin duyarsızlaşması ve insanlıktan uzaklaşması sırasında kapitalist sistem, modern teknoloji ve devlet kapitalizmi ele ele yürür. Kapitalist sistemin kendisi işçiyi sayıya indirger. Teknoloji, kapitalizm ile ittifak içinde işçiyi çarkın bir dişlisi yapar. Son olarak devlet, kapitalistin işçisinin ölümüne yas tutmaması için hiçbir gerekçesi olmamasından hatta ölüm ya da kaza durumlarında işçi ile şahsen ilgilenme ihtiyacı duymamasından emin olur. Devletin sigorta kurumları kesinlikle pek çok açıdan ele alınabilir fakat bu yönü de gözden kaçırılmamalıdır. Onlar da yaşayan insanlığı kör işleyen bir mekanizma ile değiştirir.
Teknolojinin sınırları, kapitalizme dâhil olduğu için, insanlığın sınırlarının ötesine geçmiştir. İşçilerin yaşamı ya da sağlığı ile ilgili çok fazla bir kaygı yoktur (burada kişi sadece makineleri düşünmemelidir; atölyelerin ve fabrikaların kirli havasında bulunan tehlikeli metal atıklarını, tüm şehirler üzerindeki havanın zehirlenmesini de hatırlamalıdır) ve kesinlikle işçilerin yaşam sevinci ya da iş sırasında rahat etmesi ile ilgili kaygı da yoktur.
Bunlardan etkilenen Marksistler ve işçi kitleleri, sosyalistlerin teknolojisinin bu çerçevede kapitalist teknolojiden temelde ne kadar farklı olduğu (gerçeğinden) tümüyle bihaberdir. Teknoloji, kültürlü halk arasında kendisini kullanmak isteyen özgür insanların psikolojisine göre yönlendirilmelidir. İşçilerin kendileri hangi koşullar altında çalışma istediklerine karar verdikleri zaman üretim dışında harcamak istedikleri zaman ile üretim içinde kabul etmeye istekli oldukları işin yoğunluğu arasında uzlaşma sağlayacaktır. Kayda değer şahsi farklılıklar olacaktır: bazıları dinlenme ve boş vakitlerine daha uzun zaman harcayabilmeleri için çok hızlı ve enerjik çalışacak, diğerleri ise günün hiçbir saatini salt araçlara indirgemeyi tercih etmeyecek ve işlerinin kendisinin zevkli olmasını ve rahat bir tempoda ilerlemesini isteyecektir.
Bugün bunların hepsi göz önünde tutulmamaktadır. Teknoloji tümüyle kapitalizmin etkisi altında bulunmaktadır. Makine, alet, insanın ölü hizmetçisi, insanın efendisine dönüşmüştür. Büyük ölçüde kapitalist bile kendi getirdiği mekanizmaya bel bağlar ve bu an, kısaltılmış çalışma süresinin ikinci yönünü inceleyebileceğimiz andır. İlki teknolojinin işçinin gücünü muhafaza etmesine hizmet etmesiydi; artan iş yoğunluğunun ne ölçüde bu eğilimi karşıladığını şimdi gördük. Fakat çalışma saatlerinin kısaltılması işçi sınıfının yaşayan üyeleri açısından işsizlerin sayısını azaltan ilave pozitif etkiye de sahiptir.
Anlayacağınız sanayici makinesini kapasitesine göre kullanır. Makineler, karlı olabilmeleri için belli bir süre çalışmalıdır. Eğer teşebbüsü kar edecekse sanayici yurt içinde ve dışında rekabetine uyum sağlamalıdır: sanayici elektrik santrali masrafını çıkarmak için pek çok sektörde makinelerini gece gündüz çalıştırmaya zorlanmaktadır. Bu yüzden çalışma saatleri kısaltıldığında sanayici daha fazla işçi alacaktır. 24 saatlik çalışma periyodunu, yani nöbetleşe vardiya sistemini getirmek için işçiler ile mücadele fırsatını sık sık kullanacaktır. Kâr ihtiyacı, sistemin talepleri, işçilerin talepleri, bunların hepsi genellikle müştereken, daha fazla işçinin istihdamına ve dolayısıyla sözde yedek sanayi ordusunun sayısının düşmesine yol açar. Sınır hep teşebbüsün kârlılığı ile belirlenir ve bu vesile ile sistemin gerektirdikleri ile piyasanın hazmetme kapasitesi arasında bir tür anlaşma sağlanır.
Genellikle müteşebbis, elektrik santralini makinesi ile bu makineleri çalıştıran işçilerin sayısı tarafından belli bir hacimde işletmeye devam ettirmek için zorlanmaktadır ve piyasa çıktıyı tüketemez hale gelirse o zaman sanayici fiyatları düşürmelidir: zira yeterince ucuz olduğu müddetçe kapitalist piyasa tüm malları emebilir. Bir kapitalistin gece gündüz çalışan binlerce işçisinin olmasının sebebi budur ve yine de her saat başı para kaybeder. Kapitalist bunu fiyatların yine artacağı daha iyi zamanların umuduyla kabul eder. Bu umut gerçekleşmezse belli günlerde tesisinin bir kısmını ya da tamamını kapatmak zorunda kalacaktır.
Teknolojinin kapitalizmin etkisi altında bulunduğuna dair ifademiz kapitalizmin de buna mukabil kendi yarattığı teknolojinin kölesi olduğu sonucu ile tamamlanmalıdır. Bu açmaz sihirbazın çırağının açmazı gibidir: “Çağırdığım ruhlardan bir daha kurtulamıyorum!”. Refah, zamanlarında, lehte piyasa koşullarında teşebbüsünü belli bir ölçekte ayarlayan her kim olursa olsun artık ne kadar üretmesi gerektiği ile ilgili bir seçeneğe sahip değildir. Müteşebbisin kendisi de kendi makine çarklarına bağlanır ve genellikle işçileri ile birlikte ezilir.
Burada, kapitalist üretimin spekülasyonla en yakın bağlantılı olduğu noktalardan birine temas ettik. Kapitalizm ölçeğinde çok az insan ancak teşebbüsünün ve piyasasının koşulları yüzünden spekülasyona zorlanmayacaktır. Herkes, birbirinden tümüyle bağımsız şu iki faktöre dayandığı ölçüde spekülatördür: birincisi, müteşebbisin insanlardan ve makinelerden müteşekkil aygıtının gerektirdikleri ve ikincisi dünya piyasasının fiyat dalgalanmalarıdır. Bu durumdaki insanlar – ki genellikle yıllarca her hafta yüzlerce ya da binlerce işçiye sabit bir ücret ödeyip her hafta kayıp yaşarlar – “İşçilerim benden iyi durumda!” sızlanması ile sık sık feryat etmelidir. Sayısız endişe ile eziyet çeken zavallı zengin adam genellikle servetinin bir kısmı ile borsada başarılı spekülasyonlar yaparak kendisini kurtarabilir. Bu şekildeki ticaret, spekülasyon alanındaki kötü şansını dengeler. Öte yandan işi gelişen kişi sık sık tümüyle farklı bir sahadaki spekülasyonlar yüzünden kendisini mahvedebilir. Kapitalist pazara bağımlı olan herkes spekülason yapmalı, en değişken sahalarda spekülasyon yapmaya kendini alıştırmalıdır.
Marksizm sosyalizmin bizzat burjuva toplumunun kurumlarında ve yıkıcı sürecinde hazırlanmakta olduğunu, sürekli büyüyen, her zamankinden kararlı ve her zamankinden daha devrimci proleter kitlelerin sosyalizmi getirmek için bir gereklilik, tarihsel olarak kaderi belirlenmiş bir eylem olduğunu iddia etmişti. Fakat gerçekte kapitalist pazar için üretici rolündeki işçilerin söz konusu mücadelesi sadece kapitalizm içerisindeki kısır döngüdür.
Kapitalizm altında acı çeken işçi bu belirleyici gerçek ile ilgili çok az şey bilir. İstisnasız herkes kapitalist koşullar altında ölçüsüz acı çeker ve çok az neşeye sahiptir, gerçek neşesi yoktur. İşçinin, kapitalistin yüzleştiği korkunç, alçaltıcı ve baskıcı kaygılara, katlanmak zorunda olduğu tümüyle gereksiz ve tümüyle verimsiz eziyet ve gerginliğe dair de çok az bilgisi vardır. Ve işçiler kendileriyle kapitalistler arasındaki bu benzerliğin yeterince farkında değildir. Sadece kapitalistler değil, iş gücündeki yüzbinlerce insan da tümüyle faydasız, verimsiz, yersiz işten karlarını veya ücretlerini kazanır. Kesinlikle bugün gittikçe daha fazla lüks mallar yaratan üretime yönelik korkunç bir eğilim vardır. Buna proletarya için beş para etmez mallar da dâhildir. Gerçek ihtiyaçları karşılamak içinse çok az makul ve gerekli ürün üretilir. Gerekli ürünler gittikçe daha pahalı, lüks anlamında değersiz ve ucuz hale gelmektedir – temayül budur.
Sendika faaliyetlerine ayrılan konu dışı sapmamızdan dönelim ve son bir özet verelim.
Kapitalizmden çıkarı olan müteşebbislerin, imalatçıların ve tüccarların ve de kendi geçimlerini kazanmakla ilgili olan işçilerin ve son olarak devletin kapitalist ekonomi sisteminin korunması için nasıl çalışmak zorunda olduğunu ve hepsinin bu çalışmayı nasıl devam ettirdiğini gördük. Tüm insanların bu karşılıklı sömürüye nasıl bulaştığını, nasıl hepsinin ittifakla kendi özel çıkarlarını nasıl koruması gerektiğini ve amme menfaatine zarar vermek zorunda olduğunu ve hangi kapitalizm seviyesinde bulunurlarsa bulunsunlar hepsinin nasıl güvencesizlikle tehdit edildiğini de ilave olarak not ettik.
Bunu gördüğümüzde Marksizm’in başarısızlığını da gördük çünkü Marksizm sosyalizmin bizzat burjuva toplumunun kurumlarında ve yıkıcı sürecinde hazırlanmakta olduğunu, sürekli büyüyen, her zamankinden kararlı ve her zamankinden daha devrimci proleter kitlelerin sosyalizmi getirmek için bir gereklilik, tarihsel olarak kaderi belirlenmiş bir eylem olduğunu iddia etmişti. Fakat gerçekte kapitalist pazar için üretici rolündeki işçilerin söz konusu mücadelesi sadece kapitalizm içerisindeki kısır döngüdür. Bu mücadelenin işçi sınıfının durumunda genel bir iyileşmeye sebep olacağı dahi söylenemez; sadece bu mücadelenin ve mücadelenin etkilerinin işçi sınıfını kendi durumlarına ve toplumun genel koşullarına alıştırdığı görülebilir.
Marksizm, kapitalist şartları koruyan, kapitalizmi güçlendirip kapitalizmin halkın ruhuna etkilerini daha da viran eden, önemsiz de olmayan faktörlerden biridir. Halklar, burjuva ve aynı ölçüde işçi sınıfı sırf para kazanma amacı için duyarsız, spekülatif ve kültürsüz üretim koşullarına her zamankinden daha fazla müdahil olmuştur. Bu koşullar altında en çok acı çeken ve genellikle zorluk, yoksunluk ve yokluk içinde yaşayan sınıflarda net bilgi, isyan ve iyileşme arzusu gittikçe azalmaktadır.
Kapitalizm bir ilerleme dönemi değil, gerileme dönemidir.
Sosyalizm, kapitalizmin daha fazla gelişmesi ile gelmez ve üreticilerin kapitalizm içerisindeki mücadelesi olamaz.
Bunlar, vardığımız sonuçlardır.
İçinde bulunduğumuz yüzyılın da parçası olduğu yüzyıllar bir olumsuzlama zamanıdır. Birlikler ve şirketler, bizim geldiğimiz daha evvelki kültürlü zamanın tüm ortak yaşamı, tüm güzel dünyevi faaliyeti ve motivasyonu, cennet yanılsamasına sarılmıştı. Üç şey birbirinden ayrılmaz şeklide birleşmişti: birincisi, yaşamdaki birlik ruhu, ikincisi, tarifi imkânsız birlik, evrenin ruhsallığı ve önemi için sembolik dil – zira ferdin ruhunda doğru olarak kavranmıştır – ve üçüncüsü, hurafedir.
Zamanımızda, motomot anlaşılan Hristiyan dogmatik düşüncelerin hurafeleri ciddi saldırıya uğramıştır ve halk arasında giderek daha çok yerinden olmaktadır. Yıldızlar evreni keşfedilirken yeryüzü ve onun üzerindeki insan aynı anda daha küçük ve daha büyük hale gelmiştir. Dünyevi faaliyet genişlemiştir.
Zamanımızda, motomot anlaşılan Hristiyan dogmatik düşüncelerin hurafeleri ciddi saldırıya uğramıştır ve halk arasında giderek daha çok yerinden olmaktadır. Yıldızlar evreni keşfedilirken yeryüzü ve onun üzerindeki insan aynı anda daha küçük ve daha büyük hale gelmiştir. Dünyevi faaliyet genişlemiştir. Şeytan, göksel güçler, yer altı cinleri ve iblis korkusu yok olmaya başlamıştır. İnsan dünyaların sonsuz uzayında, kendi etrafını dönen küçük yıldız üzerinde, Tanrı’nın grotesk dünyasına göre, daha güvende hissetmiştir. Etkileri kesin bir şekilde ölçülebilen reddedilemez doğal güçler bilinir hale gelmiştir. Korku olmaksızın bunlar kullanılabilir ve bunlara itimat edilebilir. Yeni iş ve doğal ürün işleme yöntemleri bulunmuştur. Yeryüzü keşfedilmiş ve tüm yüzeyi yeniden iskân edilmiştir; tüm dünyada seyahat ve iletişim henüz alışamadığımız ve bize hala inanılmaz gelen bir hızla gelişiyor ve tüm bunlarla bağlantılı olarak aynı anda yaşayan insan sayısı önemli oranda artmıştır. İhtiyaçlar ve de bu ihtiyaçları karşılama vasıtaları olağanüstü artmıştır.
Hurafe içinde olduğumuz bu olumsuzlama çağında kesinlikle sarsılmıştır. Olumlu bazı şeyler de hurafenin yerini almıştır: objektif doğa terkibi bilgisi doğadaki şeytani düşmanlara ve dostlara olan inancı ilga etmiştir. Ruh dünyasının ani kaprislerinden ve ihanetinden duyulan korkuyu doğa üzerinde kurulan iktidar takip etmiş ve sayısız ruh ve perinin bu ölümü insanların çocuklarının doğum oranında olağanüstü artışta gerçek ifadesini bulmuştur.
Fakat tüm derin hisler, tüm coşkunluk ve insan birliği ve bağı ruh-cennet ile derin bir biçimde iç içe geçmiştir. Keşfettiğimiz yıldız dünyalar, etkilerine aşina hale geldiğimiz doğal güçler sadece dışsaldır; faydalıdır ve dış yaşama hizmet eder. Bunların birliğini iç yaşantımızla her şekilde, bazen derin bazen sığ felsefelerle, doğa teorileriyle ve şiirsel ilhamlarla ifade etsek de, bizim bir parçamız değildir, hayat kazanmamıştır. Bilakis, hakikatinde dünyanın, özümüzde taşıdığımız şekliyle, faydacı duyularımızın bize söylediklerinden tümüyle farklı, daha önce canlı olan ne varsa, imge ya da inanç ya da tarif edilemez bilgi ve de bu dünya görüşüne bağlı küçük gönüllü gruplardaki hakiki insan toplumu hepsi birlikte hurafe ile gerilemiştir. Bilim ve teknolojideki tüm gelişmeler bunun en düşük yedeğini sağlamayı başaramamıştır.
İşte bu nedenle bu zamanlara gerileme dönemi diyoruz çünkü kültürün ana özelliği, insanları bir arada tutan ruh, gerilemiştir.
Eski hurafeye ya da anlamını yitirmiş sembolik dile geri dönüş girişimleri, eski şablonlara bağımlı, hissi akıldan daha güçlü olan halkın zayıflığı ve köksüzlüğü ile bağlantılı sürekli yenilenen bu tepki çabaları tehlikeli engellerdir ve de nihayetinde sadece sonucun belirtileridirler. Kendisi örgütlü ruhsuzluk olan devletin baskıcı yönetimi ile bağlantılı oldukları zaman, ki kolaylıkla böyle olur, daha rahatsız edici olurlar.
O halde gerilemeden bahsedince, bu bahsimizin ruhbanın dünyamızın günahkârlığı ile ilgili şikâyeti ya da dönüşüm çağrısı ile hiçbir ortak yönü yoktur. Bu çöküş geçici bir devir olup bünyesinde yeni bir başlangıç, taze bir iyileşme, birleşik bir kültürün tohumlarını barındırır.
her kuruntunun, her dogmanın, her felsefenin ya da dinin dış dünyada değil kendi iç dünyamızda köklere sahip olduğunu hatırlayalım. İnsanların doğayı ve kendisini uyumlu kıldığı tüm bu semboller bu bakımdan halkların komünal yaşamına güzellik ve adalet getirmeye uygundur çünkü bunlar içimizdeki sosyal dürtünün yansımalarıdır ve çünkü kendisi ruha dönüşen bizim kendi biçimimizdir.
Sosyalizmi, ruhsal bir hareket olarak insanlar arasında yeni şartlar için mücadeleyi düşünmek, diğer bir deyişle yeni insan ilişkilerine varmak için tek yolun insanların kendileri için yaratan ruhtan etkilenmeleri gerektiğini anlamak bizim için çok acil olmakla birlikte geriye, geri getirilemeyen bir geçmişe doğru bakmamamız ve güçlü olmamız da aynı şekilde önemlidir. Kısacası, kendimize yalan söylememeliyiz. Cennet sanrısı, hakikat, felsefe, din, dünya görüşü veya kişi, dünya ile ilgili hissiyatı kelimeler ve biçimler şeklinde billurlaştırma çabalarına her ne ad vermek istiyorsa o, şimdilerde bizim açımızdan sadece bireyler olarak var olmaktadır. Toplulukları, mezhepleri, kiliseleri, bu türden ruhsal muadillerine dayanan her türde birlik kurma girişimi sahteliğe ya da tepkiye yol açmıyorsa en azından sırf zayıf bir lafügüzafa sebep olur. Duyular dünyasının ve doğanın ötesine giden her şeyde derin bir biçimde yalnızız ve sessiz bir yalıtılmışlığa tabiyiz. Bu da tüm dünya görüşlerimizin hiç bir yıkıcı ihtiyaç, etik inandırıcılık içermediği, ekonomi ve toplum üzerinde bağlayıcı olmadığı anlamına gelir. Bunu, böyle olduğu için, kabul etmeliyiz ve bireysellik çağında yaşadığımız için bunu pek çok şekilde, memnuniyetle ya da vazgeçerek, umutsuzca ya da arzu ile, kayıtsızca ya da hatta isyankarca kavrayabiliriz.
Ancak her kuruntunun, her dogmanın, her felsefenin ya da dinin dış dünyada değil kendi iç dünyamızda köklere sahip olduğunu hatırlayalım. İnsanların doğayı ve kendisini uyumlu kıldığı tüm bu semboller bu bakımdan halkların komünal yaşamına güzellik ve adalet getirmeye uygundur çünkü bunlar içimizdeki sosyal dürtünün yansımalarıdır ve çünkü kendisi ruha dönüşen bizim kendi biçimimizdir. Her ruh komünal ruhtur ve ister uyanık ister uykuda bütüne, diğerleri ile birleşmeye, topluma, adalete yönelik dürtünün dindiği hiç bir birey yoktur. Topluluk amaçları için gönüllü birliğe yönelik doğal dürtü kökleşmiştir fakat bu dürtü uzun yıllar kendisinden kaynaklanan dünya kuruntuları ile bağlantılı olduğu ve şimdilerde kaybolduğu ya da çürüme sürecinde olduğu için sert bir darbe ile uğraşmış ve uyuşmuştur.
O halde insanlar için öncelikle bir dünya görüşü yaratmak zorunda değiliz; bu tümüyle suni, geçici ve yetersiz, hatta romantik ve ikiyüzlü olurdu ve aslında bugün modaya tabii olurdu. İçimizde yaşayan, bireysel komünal ruh realitesine sahibiz ve sadece bu ruhun yaratıcı bir şekilde çıkmasına izin vermeliyiz. Küçük gruplar ve adalet toplulukları yaratma arzusu – bir halk oluşturmak için göksel bir sanrı ya da sembolik bir biçim değil, dünyevi toplumsal neşe ve hazır oluş- sosyalizmi ve gerçek bir toplumun başlangıcını getirecektir.
Ruh doğrudan harekete geçecek ve yaşayan insanlıktan kendi görünür biçimlerini yaratacaktır: sonsuzluk sembolleri topluluklara, ruhun tecessümleri dünyevi adalet şirketlerine, kiliselerimizdeki aziz imgeleri rasyonel ekonominin kurumlarına dönüşecektir.
Rasyonel ekonomi: bu kelime kasıtlı olarak kullanıldı çünkü burada bir şey daha eklenmelidir.
Bu çağa gerileme devri dedik çünkü esas – ortak ruh, gönüllülük, halk yaşamının ve biçimlerinin güzelliği – zayıflatılmış ve yıkılmıştır. Bilimde, teknolojide ilerlemeye, nesneleştirilmiş doğanın tarafsız fethine ve zaptına başka bir isim – aydınlanma – verilmiştir. Akıl daha kıvrak ve net hale gelmiştir; – en geniş anlamıyla – doğadan fiziği kazandığımız için, fiziğin fiili uygulamaları değerini kanıtladığı için ve doğanın güçlerini sömürerek matematiği kullanmayı öğrendiğimiz için, şimdi de, tüm dünyada olağanüstü geniş bir sahada insan ilişkilerinin teknolojisini uyguladıkça matematiğin sıkça uygulanması, iş bölümü ve bilimsel yöntemler ile en doğru ve makul olanı yapmayı öğreneceğiz. Önceleri her ikisi de oldukça gelişmiş olan sanayi teknolojisi ve ekonomik ilişkiler adaletsiz bir sisteme ve anlamsız bir güce koşulmuştu. Fakat hem psiko-endüstriyel hem ekonomik-sosyal teknoloji artık yeni kültüre, geleceğin insanlarına yardım edecektir, tıpkı daha önce ayrıcalıklı olanlara, güçlü olanlara ve borsa spekülatörlerine hizmet ettikleri gibi.
Bu bakımdan içinde olduğumuz gerileme devrinden bahsetmek yerine – eğer istersek – doğa gözlemi ve hâkimiyetinin, teknoloji ve rasyonel ekonominin hiç olmadığı kadar üstünlük kazandığı ilerlemeden de bahsedebiliriz. Ta ki birkaç yüzyıldır gömülü olan ortak ruh, gönüllülük ve sosyal dürtü yeniden zuhur edene kadar, insanları zapt edip bir araya getirene kadar ve yeni güçlerin kontrolünü eline alana kadar.
Bir kez, bireylerdeki aynı ruh eğilimi doğal dürtüsü ile bu yeni kapasiteleri ele geçirip bunları mücessem gruplara katınca bireyi dönüştüren, fenomeni uyumlu birliklere ayıran düşünce, holistik perspektif, bir kez daha bireysel insan ruhundan çıkacak ve bir insanlar cemiyetine, tüzel kişiye ve birleştirici bir biçime dönüştürecektir. Bir kez bu dünyevi-cismani ruh biçimi var olunca yeniden insanların yüzyıllar boyunca ruhsal coşkunluğa uyumlu dünya görüşüne ve kuruntusuna sahip olması kolaylıkla mümkün olabilir. Bu duygulara bu kadar yenik düşmeyi istemiyoruz, buna karşı kendimizi koruyoruz ve bağlılık düşkünü değiliz. Ayrıca herhangi bir ihtimal dâhilinde bu döngünün bir kez daha kapanması gerektiği, düşünce ve birliğin kozmik-dini, suni hurafe biçimine bağlanmak zorunda kalacağı ve ortak ruhun cesaretinin bir kere daha kırılacağı ve yalıtılmışlığın yeniden eski haline döneceği vb. ile ilgili bir şeyler söyleyebilmek için insan tarihinin gidişatına ilişkin çok az şey biliyoruz. Bu tür inşaları yapmaya hakkımız yok. Tüm bunlar bir zorunluluktan ibaret olabilir fakat gelecek tümüyle farklı olabilir. Bu tür bir bilginin halen daha uzağındayız. Görevimiz önümüzde şu anda net olarak duruyor: yalancılık değil hakikat. Bir din taklidinin yapaylığı değil, bireylerin tüm ruhsal bağımsızlığını ve çeşitliliğini kısıtlamadan toplumsal yaratımın gerçekliği.
Hazırlamak istediğimiz, köşe taşlarını yerleştirmek üzere olduğumuz yeni toplum eski hiçbir yapıya geri dönmeyecektir. Bu son yüzyıllarda medeniyetin keşfettiği araçlara sahip bir kültür, yeni bir biçimde eski olacaktır.
Ancak bu yeni insanlar kendi kendine gelmez: yanlış bilimin Marksistinin bu “gelmek zorunda”yı anladığı gibi “gelmek zorunda” değildir. Gelmelidir, çünkü biz sosyalistler onun gelmesini istiyoruz ve hâlihazırda ruhlarımızda bu tür bir insan biçimlerini taşıyoruz.
Nasıl başlayacağız? Sosyalizm nasıl gelecek? Ne yapılmalı? Öncelikle mi yapılmalı? Hemen mi yapılmalı? Buna cevap vermek son görevimiz olacak.
Çev: Nesrin Aytekin

https://itaatsiz.org/?p=5528
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.09 18:04 Sanitizem8 Can a native Turkish speaker please help me check if these sentences are accurate? If not, can you help me improve the sentences so that they are grammatically correct?

TR Kondomlarla ilgili ek bilgiler:
  1. Gebeliği önlemek ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için.
  2. Dikkatli kullanın ve ürünü ambalajdan çıkarırken tırnak, takı vb. etkenlerden zarar görmesini önleyin.
  3. Kauçuk malzeme yapışkan veya kırılgansa veya tek tek kap açık bir şekilde hasar görmüşse kondomu kullanmayın.
  4. Zarar gördüğünde yeni kondom alın ve diğerini atın.
  5. Eczacı veya hekiminize, alınmakta olan ilaçların kondomlarla olası temas durumunda uyumlu olup olmadığını sorun.
  6. Ekstra yağlama gerekiyorsa, su bazlı yağlayıcılar kullanın. Ancak asla gibi yağ bazlı bir madde kullanmayın vazelin, bebek yağı, masaj yağı, tereyağı, margarin vs.
  7. Cinsel ilişki ile bulaşıcı hastalıklardan ve hamilelikten korunmak için kondomu her cinsel temas öncesinde erekte olan penisin üzerine geçirin.
  8. Kondomun kaydığını veya gerildiğini fark ettiğiniz taktirde durun ve yırtılma tehlikesi açısından kontrol edin.
  9. Ejakülasyondan hemen sonra penisi geri çekin ve kondomu penisin başlangıç kısmından tutun.
  10. Kondomun kullanım sırasında yırtılması veya delinmesi halinde lütfen en kısa zamanda, en geç 72 saat içerisinde tıbbi desteğe başvurun.
  11. Kullanılmış kondomları WC’ye değil, çöpe atın.
  12. 2 kez kullanmayın; tekrarlı kullanımı, başarısızlık veya enfeksiyon riskini arttırabilir.
  13. Normal prezervatifler sadece vajinal kullanım içindir, anal seks için değildir.
  14. NR-lateks anafilaktik şok dahil alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
  15. Prezervatifler koruma için güvenilir. Ancak hiçbir doğum kontrol yöntemi hamileliğe veya HIV ve STI bulaşmasına karşı% 100 koruma sağlayamaz.
  16. Doğrudan güneş ışığından uzak, serin ve kuru bir yerde saklayın. Çocuklardan uzak tutun. Kırık parçalardan veya prezervatifin şişirilmemiş kısımlarından boğulma tehlikesi.
  17. Oral seks sırasında prezervatif kullanmak boğulma riskini artırır.
  18. Prezervatif yetişkin erkek veya kadın tarafından kullanılacak tıbbi bir cihazdır.
  19. Cihaz ile ilgili olarak meydana gelen herhangi bir ciddi olay imalatçıya ve kullanıcının ve / veya hastanın kurulduğu Üye Devletin yetkili makamına bildirilmelidir.
  20. Bu prezervatifler Uluslararası ISO 4074 / EN ISO 4074 standartlarına uygundur.
submitted by Sanitizem8 to turkishlearning [link] [comments]


2020.03.22 10:50 emrecann150 Google Sıralama Kriteri Tam 69 Liste

[caption id="attachment_846" align="alignnone" width="275"]📷 Google sıralama kriterleri[/caption]
Size bu SEO kriterlerini sağladım ve tam bir liste hazırladım.
Bu SEO kriterlerinden bazıları test edilmiştir, diğerleri tartışmalı konulardır ve bazıları sözde SEO uzmanları tarafından yapılan spekülasyonlardır.
Bu Google SEO kriterlerini ve tüm sıralama faktörlerini gözden geçireceğim, neyin doğru neyin yanlış olduğunu açıklamaya çalışacağım ve karar vermenize izin vereceğim.
Hangisinin gerçek hangisinin yanlış olduğuna karar verebilmek için SEO performansınızı artırmak için bu listedeki 50 tane faktörün tamamını Google açıklamalarıyla birleştirdik.
Bu liste Google'ın SEO ölçütlerini ve sıralamayı etkileyen faktörleri göstermek için yazılmıştır

Alan adı düzeyinde SEO ölçütleri.

1) Alan adının yaşı
Alanın yaşını SEO ölçütü olarak kullanın, yani sıralama faktörü, ancak bu düşündüğünüz kadar önemli değil.
2) Anahtar kelime alan adındadır: bunun her zaman büyük bir etkisi yoktur. Ancak, alan adındaki bir anahtar kelime, web siteniz ve anahtar kelime arasındaki alaka düzeyini gösterir.
3) Alan adındaki ilk anahtar kelime olarak bir anahtar kelimeye sahip olmak: Reklamı yapılacak anahtar kelimeyle başlayan bir alan adı, alan adında (veya içindeki bir anahtar kelimeye sahip olmayan web sitelerinden daha güçlüdür) alanın ortası veya sonu).
4) Alan yılı süresi
5) Alt alanda anahtar kelime - Moz'un uzman paneli, alt alanda görüntülenen anahtar kelimenin sıralamasını artırabileceğinizi kabul eder.
6) Alan adı geçmişi: Geçici olarak sahip olunan veya birden çok kez kullanılan bir web sitesi Google'a web sitesinin geçmişini sıfırlamasını ve alanla ilgili bağlantıları reddetmesini söyleyebilir. Bazı durumlarda, cezalandırılmış bir alan yeni sahibinin cezasını ödeyebilir.
7) Tam eşleme alanı: tam anahtar kelimeyle eşleşen alan adı size büyük bir avantaj sağlayabilir.
Bununla birlikte, seo.com gibi bir alan adınız varsa ancak doğru SEO bilgileri sağlamazsanız ve istatistikleriniz düşükse, bu sizin için bir dezavantaj olabilir.
8) Genel ve Özel Whois: Özel Whois bilgileri "bir şeyin gizlendiğini" gösterebilir.
9) Whois Sahibi Cezalandırıldı: Google spam gönderenin kimliğini tespit ederse, bu kişinin diğer web siteleri taranır ve bu da olumsuz bir etkisi olabilir. 8. madde bunun için önem kazanmakta ve bu da onun sıralamasını etkilemektedir.
10) Ülke TLD Uzantısı: Bir ülke kodu etki alanı (.tr .cn. Pt. Ca) eklenmişse, bu ülke için site sıralamasını iyileştirebilir. Ancak, bu web sitesi genel sınıflandırmayı kısıtlayabilir.

Sayfadaki SEO ölçütleri

11) Başlık etiketindeki anahtar kelime: Başlık etiketi artık eskisi kadar önemli olmasa da, yine de sayfada önemli bir SEO sinyali.
12) Başlıkları anahtar kelimeyle başlatın: Moz bloğunda yazılanlara bakarsak, kalifiye etmek istediğiniz anahtar kelimeyle başlayan başlıklar, anahtar kelimenin başlığın sonunda olduğu sayfalardan daha iyi çalışır
13) Meta açıklamasındaki anahtar kelime: Google, meta açıklamayı doğrudan SEO ölçütlerinin altına yerleştirmez ve bir sıralama faktörü olarak saymaz.
Bununla birlikte, meta etiketin doğru yazılması ve anahtar kelimeyle birlikte önemli bir sınıflandırma faktörü olan T.O. (Tıklama oranı).
14) H1 etiketindeki anahtar kelime: H1 etiketleri, sayfanın ne hakkında olduğunu belirten ana faktörlerden biridir.
Google, başlık etiketini içeriğinize atar ve hem içeriğin hem de sayfanın ve bazen de tüm web sitesinin konusuna karar verir.
15) TF-IDF: "Bir makalede belirli bir kelime ne sıklıkla görünür?" Bu, uygunluğun iyi bir işaretidir. Anahtar kelime bir web sayfasında ne kadar sık ​​görünürse, sayfanın hedef anahtar kelime olma olasılığı o kadar yüksektir.
Ancak, bu sorun yanlış kullanılmamalıdır. Anahtar kelime yoğunluğu ölçümleriyle doğal sayfaları tercih edin.
Tamamen anahtar kelimelerle dolu bir sayfa, Google'ı sıralamak yerine cezalandırılmanıza neden olabilir.
Google, TF-IDF'nin bir sonraki sürümünü kullanıyor olabilir.
16) İçerik uzunluğu: daha fazla anahtar kelime içeren içerik daha fazla bilgi içerir. Bu, hem Google algoritmanızı hem de sıralamanızı doğrudan etkileyen olumlu bir SEO ölçütüdür.
SEO kriterlerinin yakın tarihli bir çalışması, içeriğin uzunluğunun SERP konumu ile ilişkili olduğunu buldu.
17) İçindekiler: Her bir sayfaya bir içindekiler tablosu bağlıysa, Google sayfanın konusunu daha iyi anlayabilir.
Sitedeki bağlantılar da buna neden olabilir.
İçeriğinizde içindekiler bölümünü kullandığınızdan emin olmalısınız.
18) Anahtar kelime yoğunluğu: Google bunu bir web sitesinin ve sayfanın temasını belirlemek için kullanabilir.
19) Gizli Anahtar Kelimeler (Gizli Semantik Dizinleme) - Gizli semantik dizinleme anahtar kelimeleri, arama motorlarının içerikle alaka ve anlam çıkarmasına yardımcı olur.
20) Başlık ve meta etiketlerdeki LSI anahtar kelimeleri: Sayfa içeriğinde olduğu gibi, sayfa meta açıklamalarındaki gizli anlamsal dizin dizin anahtar kelimeleri Google'ın birden fazla kelimeye sahip kelimeler arasındaki farkı anlamasına yardımcı olabilir anlamına gelir.
Aynı zamanda alaka belirtisi olarak da kullanılabilir.
21) Sayfa Kapsamı ve Konu Derinliği: Konu kapağının derinliği ile Google sıralaması arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir.
Bu nedenle, yalnızca bir kelime içeren sayfalar genellikle kısadır.
Ancak, konuyu ayrıntılı olarak kapsayan sayfalar uzatılır ve daha iyi sıralanır.
Ayrıca bu LSI'den daha iyi yararlanmanıza ve daha iyi bir puan almanıza yardımcı olur.
22) Sayfa yükleme hızı: Hem Google hem de Bing, sayfalarının hızını iyi bir SEO ölçütü ve sıralama faktörü olarak kullanır.
Arama motoru robotları, sayfanın HTML kodunu kullanarak web sitesinin hızını tahmin edebilir ve bir sıralama faktörü olarak kullanabilir.
23) Chrome üzerinden sayfa yükleme hızı: Google, sayfa yükleme hızını daha gerçekçi bir şekilde izlemek için Chrome kullanıcı verilerini de kullanır.
Bu şekilde, bir web sitesinin gerçek hayatta kullanıcılara ne kadar hızlı yüklendiğini ve sonuçlara ne kadar hızlı ulaşabileceklerini ölçerler.
24) AMP kullanımı: Doğrudan Google sıralama faktörü olmamasına rağmen, AMP kullanımı Google Haberler Vitrini'nde ve mobil sürümde sıralamanın iyi bir göstergesi olabilir.
25) Varlık eşleşmesi: bir sayfanın içeriği aradığı "varlık" ile eşleşiyor mu?
Bu sayfa daha doğrudan kullanıcı aramasıyla mı ilgili?
Bu durumda, bu sayfa bu anahtar kelimenin sıralamasında bir artış sunabilir.
26) Google Hummingbird: önemli bir algoritma değişikliğidir.
Google'ın anahtar kelimelerin ötesine geçmesine yardımcı olun.
27) İçeriği Kopyala / Çoğalt: Aynı web sitesindeki veya farklı bir web sitesindeki içerik biraz değişmiş olsa bile, bu bir web sitesinin arama motoru sıralamasını etkileyebilir.
Dikkatli olmak faydalıdır. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
28) Rel = Standart: Doğru kullanıldığında, Standart etiketi kullanmak Google'ın web sitenizi yinelenen içerik nedeniyle cezalandırmasını engelleyebilir.
29) Görüntü optimizasyonu: Resimler, arama motorları, dosya adı, alt metin, başlık, açıklama ve başlık aracılığıyla önemli sıralama sinyalleri gönderir.
Daha fazla bilgi için Google makalesine bakın.
30) İçerik yeniliği: Google kafe güncellemesi, özellikle akış süresi aramaları için yakın zamanda yayınlanan veya güncellenen içeriği vurgular.
Bu kriterin önemini vurgulamak için Google, kullanıcıya belirli sayfaların son güncelleme tarihini gösterir.
31) İçerik güncellemelerinin boyutu: düzenlemeler ve değişiklikler önemlidir ve aynı zamanda inovasyon faktörleri olarak da hareket eder.
Tüm bölümler için yeni yorumlar eklemek veya kaldırmak, bazı kelimelerin sırasını değiştirmek veya bir yazım hatasını düzeltmekten daha önemlidir ve sıralamanız üzerinde olumlu bir etkisi olabilir.
32) Önceki sayfaları güncelleme: Sayfa belirli bir zamanda ne sıklıkta güncellendi?
Günlük, haftalık, aylık veya 5 yılda bir mi? Sık sık sayfa güncellemeleri de her zaman olumlu olmayan sıralamada önemli bir rol oynar.
33) Anahtar kelimenin anlamı: bir anahtar kelimenin bir sayfanın içeriğinin ilk 100 kelimesinde veya en üst% 10'unda görünmesi, Google aramasıyla alakalı bir işaret olarak gösterilebilir.
34) H2, H3 etiketlerindeki anahtar kelimeler: Anahtar kelimenin H2 veya H3 biçiminde bir altyazı olarak görünmesi başka bir korelasyon sinyali olabilir ve içerik sırası üzerinde olumlu bir etkisi olabilir.
35) Çıktı kalitesi: Birçok SEO uzmanı, devlet web sitelerine bağlanmanın Google'a güven sinyalleri göndermeye yardımcı olduğuna inanmaktadır. Bu boş bir argüman değil. Şaşırdın mı
36) Giden kişiler için konu: Hilltop algoritmasına göre Google, sağladığı bağlantı sayfalarının içeriğini ilişki düzeyinde bir sinyal olarak kullanabilir.
37) Dilbilgisi ve Yazım Denetimi - Doğru dilbilgisi ve yazım kalitesi iyi işaretlerdir, ancak Cutts birkaç yıl önce önemli mesajlar olup olmadıkları hakkında karışık mesajlar verdi.
38) İçeriğin özgünlüğü: Sayfanın içeriği orijinal mi?
Dizine alınmış bir sayfadan alıntılanır veya kopyalanırsa, düşük sıralamaya veya hiç dizine eklenmemesine neden olabilir.
39) Mobil uyumlu site güncellemeleri: "Mobilegeddon" adı verilen bu güncelleme ile mobil uyumlu olmayan sitelerden çok daha yüksektir.
Mobile First, çok önemli bir sıralama faktörüdür ve SEO kriterlerinde önemli bir rol oynar.
Günümüzde, mobil cihazlarla uyumlu olmayan ilk sayfa kümesi hayal kırıklığına uğramıştır.
40) Mobil cihazlar için kullanım kolaylığı: Mobil kullanıcıların zorluk çekmediği web siteleri, Google "Önce Mobil" dizininde iyi bir avantaj sağlayabilir.
41) Mobil cihazlarda "Gizli" içerik: Mobil cihazlardaki gizli içerik dizine eklenemez, düşük bir orana sahip olamaz veya tamamen görünür içeriğin altına yerleştirilemez.
Ancak, bir Google çalışanı son araştırmasında gizli içeriğe izin verildiğini söyledi.
42) Yararlı "tamamlayıcı içerik": Google Rater Yönergeleri üzerinde yapılan halka açık bir araştırmaya göre, tamamlayıcı içerik, bir sayfanın kalitesini (ve dolayısıyla Google sıralamasını) iyileştirmek için iyi bir sinyal sağlar.
Buna örnek olarak para birimi dönüştürücüler, kredi faiz dönüştürücüler ve talimatlar için ek içerik verilebilir.
43) Sekmelerin arkasında gizlenen içerik: Kullanıcıların, içeriğinin bir bölümünü görmek için bir sekmeyi tıklayıp tıklamayacakları sorusuna yanıt olarak Google, bu içeriğin "dizine eklenemeyeceğini" belirtti.
Kullanıcı arayüzü bu konuda çok önemli bir yer tutar.
44) Giden bağlantı sayısı: Giden dofollow bağlantılarının sayısı çok yüksekse, ortalama bağlantı çıktısı PageRank'inizi ve bu sayfanın sıralamasını etkileyebilir. Ancak, Facebook ve Google gibi yetkili web siteleri varsa bu web siteleri etkilenmez. Örneğin, bu sayfada 100'den fazla dofollow bağlantısı görüntülenir.
45) Multimedya: görüntüler, videolar ve diğer multimedya elemanları içeriğin kalitesi için bir sinyal görevi görebilir.
46) İç bağlantı sayısı: bir sayfaya yüksek sayıda iç bağlantı, bunun web sitesindeki diğer sayfalardan daha önemli olduğunu ve sıralaması üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini gösterir (daha fazla iç bağlantı = önemlilik işareti).
47) Bir sayfaya atıfta bulunan dahili bağlantıların kalitesi: alan adındaki yetkili sayfaların dahili bağlantılarının sıralaması olmayan veya düşük sayfalardan daha güçlü bir etkisi vardır.
En üst sırada yer alan sayfanızdaki yeni içeriğe bağlantılar yeni içeriği canlandırabilir.
48) Bozuk bağlantılar: Bir sayfada çok fazla kopuk bağlantı, terk edilmiş veya terk edilmiş bir sitenin işareti olabilir.
Google Rater Yönergeleri Dokümanına göre, bozuk bağlantıların sayısı bir sayfanın kalitesini değerlendirmek için kullanılabilir.
49) Okunabilirlik seviyesi: Hiç kimse Google'ın web sitelerinin okunabilirliğini öngördüğünü bilmiyor ve onlara büyük önem veriyor.
Google size okunabilirlik istatistikleri de sağlar.
Ancak, bu bilgilerle yaptıkları tartışmaya açıktır.
Bazı SEO uzmanları, daha geniş bir kitleye hitap edeceğine inandıkları için temel bir okuma seviyesinin daha iyi puanladığı fikrini savunuyorlar.
Bununla birlikte, diğer bölüm, temel bir okuma seviyesinin makaleyi birçok kişiye getireceğini varsaymaktadır, ancak bu ilgili kişileri yakalamak daha zor olacaktır.
50) Satış Ortağı Bağlantıları: Satış ortağı bağlantılarının sıralamanıza zarar vermesi olası değildir.
Ancak, çok fazla bağlantı varsa, Google algoritması, "basit bir satış ortağı sitesi" olmadığından emin olmak için diğer kalite sinyallerine daha fazla dikkat edebilir.
51) HTML Hataları / W3C Doğrulaması: Çok fazla HTML hatası veya zayıf ve basit kodlama, düşük kaliteli bir web sitesinin işaretidir.
Her ne kadar son derece tartışmalı olsa da, birçok SEO uzmanı iyi Google kodlu bir sayfa için kalite sinyali olarak kullanıldığını düşünmektedir.
52) Alan adı otoritesi: Her şey aynı olmasına rağmen, yüksek otoriteye sahip bir alan tarafından yayınlanan bir makale, daha az otoriteye sahip bir alandaki bir sayfadan daha yüksektir.
53) Sayfanın sırası: Mükemmel bir ilişki olmamasına rağmen, çok fazla yetkiye sahip olan sayfalar, aşağıya bağlantı kurma veya üste ulaşma yetkisi fazla olmayan sayfaları zorlamak için daha güçlüdür.
54) URL uzunluğu - Çok uzun bir URL yapısı, bir web sitesinin arama motorunun görünürlüğünü etkileyebilir.
Aslında, çeşitli SEO ajansları, kısa URL'lerin Google arama sonuçlarında daha iyi çalıştığını göstermektedir.
55) URL Yolu: Ana sayfanın URL'sine daha yakın olan bir web sitesi, bir web sitesinin daha derin bir mimarisine sahip sayfalardan daha yetkili olarak kabul edilebilir.
56) İnsan yayıncıları: Google, hiçbir zaman tam olarak onaylanmamış olsa bile, gerçek yayıncıların Google'ın arama sonuçlarını etkilemek için kullanabileceği bir sistem için bir patent kaydettirmiştir.
Bu, bir sayfa yazan kişinin gerçek bir kişi olması ve daha önce ilgili makaleleri yazan kişinin bile makale sıralamasında bir etkisi olmuştur.
57) Sayfa kategorisi: sayfanın veya yayının kategorisi alaka düzeyidir.
İlişkili bir kategorinin parçası olan bir sayfa, alakasız bir kategorideki açık bir sayfaya kıyasla alaka düzeyini artırabilir.
Bu ayrıca harici bağlantılarda size yardımcı olur. SEO kategorisine eklediğiniz SEO bağlantı metni ile bağlantıları takip ederseniz, SEO ile ilgili sayfaların otoritesi de artacaktır.
58) WordPress etiketleri: etiketler, faiz oranlarına WordPress'e belirli sinyaller verir
59) URL'deki anahtar kelime: başka bir uygunluk işareti.
Bir Google çalışanı kısa süre önce bunun "çok küçük bir sıralama faktörü" olduğunu bildirdi ancak yine de bir sıralama faktörü olarak kabul ediliyor.
60) URL yapısı: URL dizesindeki kategoriler Google algoritması tarafından okunur ve sayfanın konusuyla ilgili tematik bir sıralama sinyali verebilir.
Bunun, tıklama oranını artırdığı ve sayfa hakkında Google'a bilgi verdiği için sıralama üzerinde olumlu bir etkisi vardır.
61) Referans ve kaynak: araştırma makalelerinde olduğu gibi, referanslara ve kaynaklara atıfta bulunmak kalitenin bir işareti olabilir.
Google'ın kalite yönergeleri, kullanıcıların belirli sayfaları görüntülerken kaynakları ve referansları araması gerektiğini belirtir. "Bu deneyim gerektiren ve önemli kaynakların önemli olduğu bir sorundur ..."
Bu nedenle, kullandığınız veya alıntı yaptığınız kaynağa bağlantı vermek önemlidir. Ancak Google, harici bağlantıların bir sıralama sinyali olarak kullanıldığını reddeder.
62) Madde işaretleri ve numaralı listeler: Madde işaretleri ve numaralı listeler daha net bir görüntü sağlar ve okuyucunun okuması daha kolaydır.
Google, madde işaretleri ve numaralar içeren ve hatta sıralamayı tercih eden içeriği kabul edecektir.
63) Site Haritası sayfası önceliği: Bir sitemap.xml dosyası aracılığıyla bir sayfaya atanan öncelik sıralamayı etkileyebilir.
Bu bazen XML haritasında bir öncelik olarak kendini gösterir.
64) Çok fazla giden bağlantı:
65) Diğer anahtar kelimelerin sayfa sıralaması sayısı - Sayfa başka birden fazla anahtar kelime için sıralanırsa, Google dahili bir kalite etiketi alabilir.
Bu nedenle, 5-6 sektöre değil, tek bir sektöre odaklanan blogların bu kelimeyi yükseltmek ve daha kolay bir tanıtım elde etmek için daha uygun olduğunu düşünüyorum.
Genel bir blog açmak ve birçok konuda web sitenize trafik almak çok zor olabilir. SEO kriterleri söz konusu olduğunda, bu yeni başlayanlara tavsiye ettiğim birkaç konudan biridir.
66) Sayfa yaşı: Google daha yeni içeriği tercih etse de, düzenli Eski bir sayfa, yenisinden daha iyi olacak şekilde güncellendi. performans gösterebilir.
67) Kullanıcı dostu tasarım:
68) Alan Adı Park Etme: Aralık 2011'deki bir Google güncellemesine göre, park edilmiş alan adlarının arama görünürlüğünü azalttığı bulundu.
69)faydalı içerik
Diger Makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.03.14 14:01 sum-poopins Bir Yalan Haber Sitesi ve Medyanın 'Güvenli Su Listesi' Yalanı

Su firmalarını belli kriterlere göre sıralayan aşağıdaki listeyi bir kısmınız görmüştür. Görmediyseniz bile haberlerde duymuşsunuzdur. Haber sitelerinin, gazetelerin ve kanalların pek sevdiği ve tüketicilerin yoğun ilgi gösterdiği bu liste, ne kadar doğrudur? Bir bilimselliği var mıdır? İşte bu soruları araştırmaya başladığımda, kendimi çok garip bir alemin içinde buldum. Sizi de, kendimle beraber bu kara deliğe çekeceğim.
https://i.imgur.com/X5DcKTJ.png
Olaya başlamadan önce, listenin kaynağı olan “Gıda Güvenliği Hareketi” sitesini şöyle bir inceleyelim.
https://i.imgur.com/LejgZT2.png
Sitenin ana sayfasından alınan bu görüntüde, ilk olarak birkaç şey insanın dikkatini çekiyor.
Birinci olarak, ortada paylaşılmış çocuklu resim çok ucuz ve kötü bir propaganda parçasıdır. Bitkiler ile insanlar çok ayrı metabolizmaya sahiptir. Eğer benzer metabolizmaya sahip olsaydık bile, insanların sadece suyla yaşaması gerektiğini düşünmek çok abes kaçacaktır. Bu yüzden, bu parça, İngilizcede bu aralar popüler olan bir deyimle bir “boomer meme” olmaktan öteye gidemiyor. Yani yaşlı ve yanlış bilgiler saçan kişilerin bir Facebook paylaşımından başka bir şey değil.
İkinci olarak, Gıda Güvenliği Hareketi sitesi, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Atom Enerjim Kurumu, ABD İlaç ve Yiyecek Dairesi (FDA) ve Avrupa Yiyecek Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) hepsinin şeytana doğrudan bağlı yapılar olduğunu iddia ediyor. Bunun ne kadar abes ve saçma olduğunu açıklama gerek bile yok. Gıda Güvenliği Hareketi, bütün iddialarına rağmen bilimsellikten ve hatta genelgeçer mantıktan tamamen uzak bir yol izliyor. Gerçeklikle bir bağlantısı olmayan komplo teorileri yayarak, insanların var olan kurumlara güvencini sarsmayı amaçlıyor.
https://i.imgur.com/v61Bcnp.png
Üçüncü olarak, sitede aşı karşıtlığının savunulduğu görülüyor. Linke tıklanılınca, birkaç Youtube videosu ortaya çıkıyor. Bu videolarda, aşıların “etkisiz, gereksiz ve tehlikeli” olduğu söyleniyor. “Kanseri iyileştiren kolay ve doğal yöntemler” denilen şeylerden bahsediliyor (böyle şeyler yoktur ve bunu denemek, bu yolu izleyenlerin ölümüne yol açmıştır. Örn. Steve Jobs önlenebilir bir kanseri, tıp yerine doğal yöntemlerle tedavi etmeye çalıştığı için ölmüştür).
https://i.imgur.com/0XsGgXg.png
Sitede biraz daha gezinince, aşı karşıtı başka yazılar ortaya çıkıyor. Aşıyı savunan insanları pharma troll, yani ilaç firması trolü olmakla suçluyorlar ve bilimsel bir kanıt sunamayacaklarını iddia ediyorlar. Gezinmeye devam edildiğinde, ünlü “aşılar otizme yol açıyor” iddiasını savundukları da görülüyor.
https://i.imgur.com/lkUpqaf.png
Şunu baştan kesinleştirelim: aşı karşıtlığının bilimsel hiçbir dayanağı yoktur. Aşıların etkileri ve oldukça güvenli oldukları bilimsel olarak defalarca gösterilmiştir. Aşılar hakkında yanlış bilinen kimi gerçekleri öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.
Aşıların otizme yol açtığı iddiasını bir inceleyelim. Bu, 1998’de Lancet’ta Dr. Andrew Wakefield’ın yayımladığı bir makaleye dayanıyor. Aşılar ve otizm hakkında bir ilişki olduğunu ileri süren bu makale tartışma yaratmıştır. Makalenin istatistiksel bir dayanağı yoktur, bilimsel bir çalışmada temel yeri olan kontrol grubu yoktur, doğrudan ölçümler yerine insanların hafızalarına güvenmektedir ve vardığı sonuçlar istatistiksel olarak geçersizdir. Ancak bu makale kimi gruplar tarafından popülerleştirilmiş ve çok ilgi çekmiştir. Hem bunun etkisiyle hem de bilimsel olarak geçerliliğini sınamak için, bilimde kullanılan klasik bir yöntem izlenmiştir: bilim insanları, deney sonucunu tekrarlamaya çalışmışlardır. Ancak defalarca ve orijinal makaledekinden çok daha iyi yöntemlerle denemelerine rağmen, deney sonuçları hiçbir seferinde tekrarlanamamıştır.
Aşıların etkililiği ise çok fazla farklı açılardan kanıtlanabilir fakat sadece şu sayıları vermek bile yetecektir.
Aşı karşıtlığının verdiği zararlara gelecek olursak, 2000’de aşılar sayesinde bu hastalıklar silindi denmesine rağmen, aşı karşıtlığı yüzünden kimi salgın hastalıklar tekrar çıkmaya başlamıştır.
https://i.imgur.com/5NxKOEd.png
https://i.imgur.com/Eb4CXzW.jpg
Kısacası, Gıda Güvenliği Hareketi, aşı karşıtlığı gibi bir yalan bilgiyi yıllardır sürekli olarak yayıyor ve insanlara “sağlığınızı düşünüyoruz” adı altında zarar veriyor. Bu gibi yalan bilgilerin yayılması ve kaçınılmaz olarak insanlara zarar vermesinde, bu tarz kişilerin ve sitelerin çok büyük bir sorumluluğu vardır.
Dördüncü olarak, sitede başka yalan haber örnekleri de mevcut. Örneğin şu haberi inceleyelim.
https://i.imgur.com/1M6JBTr.png
Forklorofenuron kimyasalı, 2. kategori bir karsinojendir. Yani, insanlarda kanser yapmasından şüphe duyulmaktadır. ABD Çevre Koruma Ajansı’nın bildirdiğine göre, haberde söylenilenin aksine, herhangi bir nörotoksisite göstermemektedir. 2017’de bir bilimsel literatür taraması bu söylenilenle aynı sonuca varmıştır. Yani, Gıda Güvenliği Hareketi bir kez daha yalan haber yaymaktadır.
İnsanlarda kanser yaptığından şüphe duyulsa da, bugüne kadar yapılan hiçbir bilimsel çalışma, forklorofenuron kimyasalının insanlarda kanser yaptığını gösterememiştir. Başka bir deyişle, bilimsel otoriteler tarafından bu kimyasal hakkındaki çalışmalar sürdürülse bile, Gıda Güvenliği Hareketi’nin iddia ettiği gibi kanser yaptığı gösterilmiş bir şey değildir. Hareket, bu tarz bir haberi paylaşarak, yalan bilgi yaymaktadır. Bilimsel süreç kanıt bazlı hareket eder ve şüphelenilen her duruma “kesin öyleymiş gibi” yaklaşılmaz. Ancak Hareket, bunu önemsememekte ve kendi yalanlarını yaymak için, bir kez daha bilimsel otoriteye olan güveni sarsmaya çalışmaktadır. “Resmi raporlara göre sağlıklı olduğu iddiası” lafının kullanılması bile bunu göstermektedir. Kurumların, bilimselliğe dayanan direktiflerini sadece iddia diye sunarken, kendi desteksiz ve hatta bilimsellikle çatışan anlatısını mutlak doğruymuş gibi sunmaktadır.
Bu haberin Sabah Gazetesi’nden alıntılandığı ve aynı zamanda onların da mesuliyet altında olduğunu da belirtmek gerekir.
Beşinci olarak, sitenin profesyonellikten uzak olduğu hemen fark edilmektedir. Birinci maddede verilen örnek, sayısız yalan haber, site tasarımı, sık sık karşılaşılan yazım hatalarının yanısıra, şu tarz paylaşımlar da yapılmaktadır. Burada kullanılan dil aşırı derecede yönlendiridicir ve paylaşılan şey herhangi bir haber niteliği taşımamakta, sadece bir tepki içermektedir. Bilimsel bir şekilde davrandığını iddia eden veya habersel bir değer sahip olduğunu iddia eden bir grup için, böyle bir davranış tamamen uyumsuzdur.
https://i.imgur.com/YJONfCf.png
TÜRKİYE AMBALAJLI SU RAPORU
Yukarıdan görüleceği üzere, Gıda Hareket’inin sitesi hiç de güven saçan bir yer değil. Hatta tam tersine, insanlara zarar verecek ve salgın hastalıkların tekrar ortaya çıkarak ölümlere yol açmasına katkı yapacak bir yol izliyor. İnsanların dünyadaki ve Türkiye’deki kurumlara güvenini, doğru düzgün bir kanıt göstermeden, kendi amaçlarına ulaşmak için zedelemeye çalışıyor. Yeri geldiğinde bunu şeytana bile bağlıyor.
Peki gel gelelim, Türkiye’deki medyanın ve insanların çok ilgisini çeken Türkiye Ambalajlı Su Raporu’na.
Rapora ulaşmak için tıklandığında, bir kitap reklamı yapıldığını görüyoruz. Bu kendi başına bile, siteye olan güveni azaltmaya yetmelidir çünkü işin arkasında, siteyi kuranların ticari bir amaç güttüğünü göstermektedir. Yani kendi fikirlerini pazarlamaktadırlar ve çıkar çatışması olduğu için, sundukları bilgiye daha bile şüpheli yaklaşmak gerekmektedir. Sitenin mevcut formatıyla beraber düşünüldüğünde, bu şüphe katlarca artmaktadır.
https://i.imgur.com/bv6d8RN.png
Sonunda ünlü tabloya bakıyoruz. Tablo, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı laboratuvar analizlerinden toplanan verilerle oluşturulmuştur veya en azından böyle olduğu iddia edilmektedir. Bu analizlerin sayı, ruhsat veya protokol numaraları verilmiştir. Sudaki maddeler, olması gereken ve olmaması gereken diye iki tabloya ayrılmıştır. Bunlar ilk bakışta düzgün görünen şeyler. Ancak tabloda ‘Suyun Toplam Puanı’ diye bir şey olduğu görülmektedir. Buradaki puanlama, herhangi bir bilimsel bilgiye dayandırılmamaktadır ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin belirlediği keyfi bir standarda göre yapılmaktadır. Zira böyle bir puan sistemi olması da düşünülemez çünkü her bir kimyasalın yararı veya zararı, özellikle zararı, kendi içinde değerlendirilmelidir.
https://i.imgur.com/w7U4Bhm.png
Bu tabloda sunulan verileri daha çok araştırınca, karşımıza şöyle bir durum çıkmaktadır.
Bahsi geçen analizler, T.C. Tüketici Güvenliği ve Halk Sağlığı Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı tarafından yapılmaktadır. Bu dairenin dediğine göre, “Kamu kurum-kuruluşları veya firmalar veya şahıslar tarafından getirilen” örnekler belli bir ücret karşılığında analiz edilmektedir. Ancak daha önce bahsettiğim gibi, analizi yaptıran kişiler bu sonuçları paylaşmadığı sürece onlara ulaşamıyoruz ve çoğu da paylaşmıyor. Bu yüzden bu tabloda bahsedilen verilerin ne kadar doğru olduğu hakkında bir şüphe var.
Ancak buna rağmen, kimi raporlara ulaşılabiliyor. Örneğin, ilk beşteki Atlantis markası, 05.09.2018 tarihli raporu kendisi paylaşmıştır ve tabloda verilen değerlerle uyuşmaktadır (unutmayın, puanlar tamamen ayrı bir mesele). Öte yandan, yine ilk beşteki Fuska Su’yun kendi sitesinde paylaştığı raporlardaki protokol numarası ile Gıda Hareketi’nin verdiği protokol numarası uyuşmamaktadır.
Gıda Güvenliği Hareketi’nin kendisi, veri toplama hakkında şunları söylemiştir.
“Türkiye’de su analiz verilerini toplamanın hayli zor olduğunu belirten Gıda Hareketi yetkilileri, Sağlık Bakanlığı ve su firmalarının veri erişimine izin vermediği belirtiyor. Bu yüzden bazı veriler hayli eksik, bazı firmalar verilerini Gıda Hareketi’ne düzenli gönderirken, bazıları ise ne sitelerinde yayınlıyor, ne de Gıda Hareketi’nin ısrarlı isteğine rağmen vermeye yanaşmıyor.”
Yani Gıda Hareketi’nin bu verileri toplamasının tek yolu, firmaların bu verileri kendilerinin açıklaması veya başka kişiler tarafından bu suların test için yollanması oluyor. Testlerin maliyetinin birkaç bin lira olduğu düşünülürse, bu ihtimal daha zayıf kalıyor. Bu yüzden, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı analizler prosedüre uygun olsa bile, firmalar yollayacakları örnekleri kendileri seçerek sonuçlarla oynama yapıyor olabilirler. Bu şekilde bu listede üst sıralara çıkmaya çalışıyor olabilirler.
Yani burada verilen değerlerin en azından kimilerinin kağıt üzerinde doğru olduğu kabul edilebilir fakat bir kısmının da firmaların açıklamalarıyla uyuşmadığı görülüyor. Bunların dışında da, oldukça ciddi sorunlar mevcut. Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada şunları söylemiştir.
”Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adıyla faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşunun hazırladığı “Ambalajlı Su Raporundaki” haksız iddialara ilişkin olarak bazı hususların açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Söz konusu rapor Bakanlığımızca da incelenmiş; verilerin kaynağı, analiz metodu, analizi yapanların yetkinliği, laboratuvar koşulları vb. değerlendirildiğinde raporun bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanılarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir.
İçme-kullanma sularının takibini düzenleyen mevzuatımız Avrupa Birliği standartlarında usul ve esaslar içermektedir Avrupa Birliği ülkelerinde ne uygulanıyorsa ülkemizde de uygulanan mevzuat aynıdır. Su dolum tesisleri, Halk Sağlığı Müdürlüklerimizce ve Bakanlığımız merkez teşkilatınca düzenli olarak denetlenmekte alınan numunelerde hem mikrobiyolojik hem de kimyasal olmak üzere toplam 56 parametrenin analizi yapılmaktadır. Analizler Ulusal Referans Laboratuvarı olan THSK Tüketici Güvenliği Laboratuvarlarında ve yetkilendirilmiş Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılmaktadır.
Yapılan denetimlerde geçici aksaklık tespit edilen firmalara uygunsuzlukların neler olduğu anlatılmakta ve aksaklıklarını gidermeleri için 1 hafta süre verilmektedir. Firmalar bu eksikliklerini giderdiği zaman Halk Sağlığı Müdürlüklerimize müracaat etmekte, yapılan denetimlerde ve analizlerde eksikliklerini giderdiği anlaşılan firmalar yeniden su üretimine başlamaktadır. Tespit edilen uygunsuzluk düzeltilemeyecek boyutta ise firmanın faaliyetine izin verilmemektedir.”
Sağlık Bakanlığı, kendi laboratuvarlarında yapılan analizlerle oluşturulan bu rapora neden bilim dışı diyor? Bunun birkaç sebebi olabilir.
Bu maddeler içinden birinci madde, gösterildiği üzere doğrudur. Kendi başına bile bu raporu geçersiz kılacak kadar güçlüdür. İkinci maddedeki şüphe, oldukça yerinde bir şüphedir ve Gıda Hareketi’nin diğer konulardaki ekstrem derecede bilim dışı ve hatta bilim karşıtı tutumu, bilerek yalan haber yayması, aynı zamanda ticari çıkar çatışması olduğu düşünülürse, ikinci maddenin de bu açıklamaya katkı yaptığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Değinilmesi gereken diğer bir nokta, bakanlığın kendisinin de bahsettiği gibi, bu firmalara düzenli olarak denetlemeler yapıldığıdır. Bu denetlemelerin doğasının, raporda bahsi geçen analizlerden daha güvenli olacağını varsaymak doğrudur. Örneğin, şirketlerin örnek için yolladığı suda oynama yapmaları, bu rutin denetimlerde önlenecektir. Bu denetimlerin verilerini Sağlık Bakanlığı halkla paylaşmamaktadır fakat denetimi geçemeyen firmalar yaptırımlara uğramaktadır. Bunun dışında, zaman zaman, belli firmaların uygunsuzluklarına dikkat çekmektedirler.
İLKLERDEKİ FİRMALARLA İLGİLİ SORULAR
Ticari kaygı ve çıkar çatışmasından bahsetmişken, ilk sıralardaki firmalara da bir bakmak gerekiyor. Yazı itibariyle en son yayımlanmış listedeki (04.07.2019) ilk beşte yer alan firmalar sırayla şöyledir: Buzdağı, Beyyab, Fuska, Atlantis, Sultan.
Sağlık Bakanlığı’nın İzinli Ambalajlı Sular Listesi‘ne (3.10.2019) bakıldığında, raporda ikinci sırada olan Beyyab’ın (Osmanlıca’da su demek) bir izni olmadığı görülüyor. T.C. devletinin sağladığı internet hizmetiyle, firmaların ünvanları sorgulandığında, Beyyab Su bu kayıtlarda da görünmemektedir.
Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı, damacana suda uygunsuz bulunan firmalara ve bayilere baktığımızda, raporda ilk sırada bulunan Buzdağı’nı ve beşinci sıradaki Sultan’ı listede görüyoruz. Buzdağı Su’yun genel müdürü, Yeni Şafak’a verdiği bir ilanla bu listeye katılmalarına karşı çıkmıştı. Başka diğer haber sitelerine de benzer demeçler verdi.
MEDYANIN SORUMSUZLUĞU
Gerek rapor hakkında, gerekse rapor dışında söyledikleri şeyler ‘Gıda Güvenliği Hareketi’ni oldukça güvenilmez bir bilgi kaynağı kılıyor.
Bütün bunlar göz önüne alındığında, medyanın bu yanlış yönlendirici ve topluma zararlı raporu paylaşması büyük bir sorumsuzluk ve ‘yalan haber’ örneği haline geliyor. Pek çok küçük sitenin yanısıra, bu raporu yayımlayanhaber kaynakları arasında CNN Türk, Sözcü, Hürriyet, Sputnik News, T24, Posta, Vatan gibi büyük isimler de yer alıyor.
Öte yandan, çok nadiren de olsa böyle bir haber paylaşmamış bir haber kaynağı bulunabiliyor. Örneğin, Aydınlık Gazetesi’nde böyle bir haber görülmüyor ve tam tersine, aşağıdaki gibi bir haber yayımladığı ortaya çıkıyor.
Kaynak suyu ve mineralli suların Avrupa mevzuatları ile uyumlu olduğunu, suda denetimin ise Sağlık Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Artık, gıda hakkında dolayısı ile su hakkında da uzmanlığı bulunmayan insanların, bilimsellik dışı yorumlara dayanarak öne sürdükleri fikirlerin etik olmadığını ve toplumu yanlış yönlendirdiğini söyledi.
Artık, konuşmasında Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Derneği tarafından hazırlanan “Ambalajlı Su Raporunu” da konuşmasında değerlendirdi. Raporda bilimsel olmayan değerlendirme ve veriler olduğunu vurgulayan Artık, derneğin kanun gereği resmi denetleyici ve düzenleyici kuruluş olan Sağlık Bakanlığı’nı yok farz ederek, etik olmayan bir davranış sergilediğini belirtti. Artık, güncelleme yapıldığı iddiasıyla yıl içinde birkaç kez tekrar yayınlanan raporun tüketiciyi yanılttığını ve kaygılandırdığını da dile getirdi.
Sonuç olarak, Gıda Güvenliği Hareketi, uzmanlık iddia ettiği alanda topluma zarar verecek bir seviyede yetersiz kalıyor ve niyetleri hakkında soru işaretleri oluşuyor. Yayımladıkları “bilgiler” çok tepki, yani ilgi çektiği için, medyanın çok büyük bir kısmı bu oyuna ortak oluyor ve insanları yanlış bilgilendirmekten kâr ediyorlar.
submitted by sum-poopins to Turkey [link] [comments]


2020.03.14 13:52 sum-poopins Bir Yalan Haber Sitesi ve Medyanın 'Güvenli Su Listesi' Yalanı

Geçen seferki post'um burada güzel geri dönüş almıştı. Bu sefer yine benzer ama farklı bir konuda bir paylaşımla karşınızdayım. Yazı boyunca karşınıza çıkacak şeylerin, subreddit'in formatına uygun olduğunu düşünüyorum.
Su firmalarını belli kriterlere göre sıralayan aşağıdaki listeyi bir kısmınız görmüştür. Görmediyseniz bile haberlerde duymuşsunuzdur. Haber sitelerinin, gazetelerin ve kanalların pek sevdiği ve tüketicilerin yoğun ilgi gösterdiği bu liste, ne kadar doğrudur? Bir bilimselliği var mıdır? İşte bu soruları araştırmaya başladığımda, kendimi çok garip bir alemin içinde buldum. Sizi de, kendimle beraber bu kara deliğe çekeceğim.
https://i.imgur.com/X5DcKTJ.png
Olaya başlamadan önce, listenin kaynağı olan “Gıda Güvenliği Hareketi” sitesini şöyle bir inceleyelim.
https://i.imgur.com/LejgZT2.png
Sitenin ana sayfasından alınan bu görüntüde, ilk olarak birkaç şey insanın dikkatini çekiyor.
Birinci olarak, ortada paylaşılmış çocuklu resim çok ucuz ve kötü bir propaganda parçasıdır. Bitkiler ile insanlar çok ayrı metabolizmaya sahiptir. Eğer benzer metabolizmaya sahip olsaydık bile, insanların sadece suyla yaşaması gerektiğini düşünmek çok abes kaçacaktır. Bu yüzden, bu parça, İngilizcede bu aralar popüler olan bir deyimle bir “boomer meme” olmaktan öteye gidemiyor. Yani yaşlı ve yanlış bilgiler saçan kişilerin bir Facebook paylaşımından başka bir şey değil.
İkinci olarak, Gıda Güvenliği Hareketi sitesi, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Atom Enerjim Kurumu, ABD İlaç ve Yiyecek Dairesi (FDA) ve Avrupa Yiyecek Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) hepsinin şeytana doğrudan bağlı yapılar olduğunu iddia ediyor. Bunun ne kadar abes ve saçma olduğunu açıklama gerek bile yok. Gıda Güvenliği Hareketi, bütün iddialarına rağmen bilimsellikten ve hatta genelgeçer mantıktan tamamen uzak bir yol izliyor. Gerçeklikle bir bağlantısı olmayan komplo teorileri yayarak, insanların var olan kurumlara güvencini sarsmayı amaçlıyor.
https://i.imgur.com/v61Bcnp.png
Üçüncü olarak, sitede aşı karşıtlığının savunulduğu görülüyor. Linke tıklanılınca, birkaç Youtube videosu ortaya çıkıyor. Bu videolarda, aşıların “etkisiz, gereksiz ve tehlikeli” olduğu söyleniyor. “Kanseri iyileştiren kolay ve doğal yöntemler” denilen şeylerden bahsediliyor (böyle şeyler yoktur ve bunu denemek, bu yolu izleyenlerin ölümüne yol açmıştır. Örn. Steve Jobs önlenebilir bir kanseri, tıp yerine doğal yöntemlerle tedavi etmeye çalıştığı için ölmüştür).
https://i.imgur.com/0XsGgXg.png
Sitede biraz daha gezinince, aşı karşıtı başka yazılar ortaya çıkıyor. Aşıyı savunan insanları pharma troll, yani ilaç firması trolü olmakla suçluyorlar ve bilimsel bir kanıt sunamayacaklarını iddia ediyorlar. Gezinmeye devam edildiğinde, ünlü “aşılar otizme yol açıyor” iddiasını savundukları da görülüyor.
https://i.imgur.com/lkUpqaf.png
Şunu baştan kesinleştirelim: aşı karşıtlığının bilimsel hiçbir dayanağı yoktur. Aşıların etkileri ve oldukça güvenli oldukları bilimsel olarak defalarca gösterilmiştir. Aşılar hakkında yanlış bilinen kimi gerçekleri öğrenmek için buraya tıklayabilirsiniz.
Aşıların otizme yol açtığı iddiasını bir inceleyelim. Bu, 1998’de Lancet’ta Dr. Andrew Wakefield’ın yayımladığı bir makaleye dayanıyor. Aşılar ve otizm hakkında bir ilişki olduğunu ileri süren bu makale tartışma yaratmıştır. Makalenin istatistiksel bir dayanağı yoktur, bilimsel bir çalışmada temel yeri olan kontrol grubu yoktur, doğrudan ölçümler yerine insanların hafızalarına güvenmektedir ve vardığı sonuçlar istatistiksel olarak geçersizdir. Ancak bu makale kimi gruplar tarafından popülerleştirilmiş ve çok ilgi çekmiştir. Hem bunun etkisiyle hem de bilimsel olarak geçerliliğini sınamak için, bilimde kullanılan klasik bir yöntem izlenmiştir: bilim insanları, deney sonucunu tekrarlamaya çalışmışlardır. Ancak defalarca ve orijinal makaledekinden çok daha iyi yöntemlerle denemelerine rağmen, deney sonuçları hiçbir seferinde tekrarlanamamıştır.
Aşıların etkililiği ise çok fazla farklı açılardan kanıtlanabilir fakat sadece şu sayıları vermek bile yetecektir.
Aşı karşıtlığının verdiği zararlara gelecek olursak, 2000’de aşılar sayesinde bu hastalıklar silindi denmesine rağmen, aşı karşıtlığı yüzünden kimi salgın hastalıklar tekrar çıkmaya başlamıştır.
https://i.imgur.com/5NxKOEd.png
https://i.imgur.com/Eb4CXzW.jpg
Kısacası, Gıda Güvenliği Hareketi, aşı karşıtlığı gibi bir yalan bilgiyi yıllardır sürekli olarak yayıyor ve insanlara “sağlığınızı düşünüyoruz” adı altında zarar veriyor. Bu gibi yalan bilgilerin yayılması ve kaçınılmaz olarak insanlara zarar vermesinde, bu tarz kişilerin ve sitelerin çok büyük bir sorumluluğu vardır.
Dördüncü olarak, sitede başka yalan haber örnekleri de mevcut. Örneğin şu haberi inceleyelim.
https://i.imgur.com/1M6JBTr.png
Forklorofenuron kimyasalı, 2. kategori bir karsinojendir. Yani, insanlarda kanser yapmasından şüphe duyulmaktadır. ABD Çevre Koruma Ajansı’nın bildirdiğine göre, haberde söylenilenin aksine, herhangi bir nörotoksisite göstermemektedir. 2017’de bir bilimsel literatür taraması bu söylenilenle aynı sonuca varmıştır. Yani, Gıda Güvenliği Hareketi bir kez daha yalan haber yaymaktadır.
İnsanlarda kanser yaptığından şüphe duyulsa da, bugüne kadar yapılan hiçbir bilimsel çalışma, forklorofenuron kimyasalının insanlarda kanser yaptığını gösterememiştir. Başka bir deyişle, bilimsel otoriteler tarafından bu kimyasal hakkındaki çalışmalar sürdürülse bile, Gıda Güvenliği Hareketi’nin iddia ettiği gibi kanser yaptığı gösterilmiş bir şey değildir. Hareket, bu tarz bir haberi paylaşarak, yalan bilgi yaymaktadır. Bilimsel süreç kanıt bazlı hareket eder ve şüphelenilen her duruma “kesin öyleymiş gibi” yaklaşılmaz. Ancak Hareket, bunu önemsememekte ve kendi yalanlarını yaymak için, bir kez daha bilimsel otoriteye olan güveni sarsmaya çalışmaktadır. “Resmi raporlara göre sağlıklı olduğu iddiası” lafının kullanılması bile bunu göstermektedir. Kurumların, bilimselliğe dayanan direktiflerini sadece iddia diye sunarken, kendi desteksiz ve hatta bilimsellikle çatışan anlatısını mutlak doğruymuş gibi sunmaktadır.
Bu haberin Sabah Gazetesi’nden alıntılandığı ve aynı zamanda onların da mesuliyet altında olduğunu da belirtmek gerekir.
Beşinci olarak, sitenin profesyonellikten uzak olduğu hemen fark edilmektedir. Birinci maddede verilen örnek, sayısız yalan haber, site tasarımı, sık sık karşılaşılan yazım hatalarının yanısıra, şu tarz paylaşımlar da yapılmaktadır. Burada kullanılan dil aşırı derecede yönlendiridicir ve paylaşılan şey herhangi bir haber niteliği taşımamakta, sadece bir tepki içermektedir. Bilimsel bir şekilde davrandığını iddia eden veya habersel bir değer sahip olduğunu iddia eden bir grup için, böyle bir davranış tamamen uyumsuzdur.
https://i.imgur.com/YJONfCf.png
TÜRKİYE AMBALAJLI SU RAPORU
Yukarıdan görüleceği üzere, Gıda Hareket’inin sitesi hiç de güven saçan bir yer değil. Hatta tam tersine, insanlara zarar verecek ve salgın hastalıkların tekrar ortaya çıkarak ölümlere yol açmasına katkı yapacak bir yol izliyor. İnsanların dünyadaki ve Türkiye’deki kurumlara güvenini, doğru düzgün bir kanıt göstermeden, kendi amaçlarına ulaşmak için zedelemeye çalışıyor. Yeri geldiğinde bunu şeytana bile bağlıyor.
Peki gel gelelim, Türkiye’deki medyanın ve insanların çok ilgisini çeken Türkiye Ambalajlı Su Raporu’na.
Rapora ulaşmak için tıklandığında, bir kitap reklamı yapıldığını görüyoruz. Bu kendi başına bile, siteye olan güveni azaltmaya yetmelidir çünkü işin arkasında, siteyi kuranların ticari bir amaç güttüğünü göstermektedir. Yani kendi fikirlerini pazarlamaktadırlar ve çıkar çatışması olduğu için, sundukları bilgiye daha bile şüpheli yaklaşmak gerekmektedir. Sitenin mevcut formatıyla beraber düşünüldüğünde, bu şüphe katlarca artmaktadır.
https://i.imgur.com/bv6d8RN.png
Sonunda ünlü tabloya bakıyoruz. Tablo, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı laboratuvar analizlerinden toplanan verilerle oluşturulmuştur veya en azından böyle olduğu iddia edilmektedir. Bu analizlerin sayı, ruhsat veya protokol numaraları verilmiştir. Sudaki maddeler, olması gereken ve olmaması gereken diye iki tabloya ayrılmıştır. Bunlar ilk bakışta düzgün görünen şeyler. Ancak tabloda ‘Suyun Toplam Puanı’ diye bir şey olduğu görülmektedir. Buradaki puanlama, herhangi bir bilimsel bilgiye dayandırılmamaktadır ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin belirlediği keyfi bir standarda göre yapılmaktadır. Zira böyle bir puan sistemi olması da düşünülemez çünkü her bir kimyasalın yararı veya zararı, özellikle zararı, kendi içinde değerlendirilmelidir.
https://i.imgur.com/w7U4Bhm.png
Bu tabloda sunulan verileri daha çok araştırınca, karşımıza şöyle bir durum çıkmaktadır.
Bahsi geçen analizler, T.C. Tüketici Güvenliği ve Halk Sağlığı Laboratuvarları Dairesi Başkanlığı tarafından yapılmaktadır. Bu dairenin dediğine göre, “Kamu kurum-kuruluşları veya firmalar veya şahıslar tarafından getirilen” örnekler belli bir ücret karşılığında analiz edilmektedir. Ancak daha önce bahsettiğim gibi, analizi yaptıran kişiler bu sonuçları paylaşmadığı sürece onlara ulaşamıyoruz ve çoğu da paylaşmıyor. Bu yüzden bu tabloda bahsedilen verilerin ne kadar doğru olduğu hakkında bir şüphe var.
Ancak buna rağmen, kimi raporlara ulaşılabiliyor. Örneğin, ilk beşteki Atlantis markası, 05.09.2018 tarihli raporu kendisi paylaşmıştır ve tabloda verilen değerlerle uyuşmaktadır (unutmayın, puanlar tamamen ayrı bir mesele). Öte yandan, yine ilk beşteki Fuska Su’yun kendi sitesinde paylaştığı raporlardaki protokol numarası ile Gıda Hareketi’nin verdiği protokol numarası uyuşmamaktadır.
Gıda Güvenliği Hareketi’nin kendisi, veri toplama hakkında şunları söylemiştir.
“Türkiye’de su analiz verilerini toplamanın hayli zor olduğunu belirten Gıda Hareketi yetkilileri, Sağlık Bakanlığı ve su firmalarının veri erişimine izin vermediği belirtiyor. Bu yüzden bazı veriler hayli eksik, bazı firmalar verilerini Gıda Hareketi’ne düzenli gönderirken, bazıları ise ne sitelerinde yayınlıyor, ne de Gıda Hareketi’nin ısrarlı isteğine rağmen vermeye yanaşmıyor.”
Yani Gıda Hareketi’nin bu verileri toplamasının tek yolu, firmaların bu verileri kendilerinin açıklaması veya başka kişiler tarafından bu suların test için yollanması oluyor. Testlerin maliyetinin birkaç bin lira olduğu düşünülürse, bu ihtimal daha zayıf kalıyor. Bu yüzden, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı analizler prosedüre uygun olsa bile, firmalar yollayacakları örnekleri kendileri seçerek sonuçlarla oynama yapıyor olabilirler. Bu şekilde bu listede üst sıralara çıkmaya çalışıyor olabilirler.
Yani burada verilen değerlerin en azından kimilerinin kağıt üzerinde doğru olduğu kabul edilebilir fakat bir kısmının da firmaların açıklamalarıyla uyuşmadığı görülüyor. Bunların dışında da, oldukça ciddi sorunlar mevcut. Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada şunları söylemiştir.
”Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi adıyla faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşunun hazırladığı “Ambalajlı Su Raporundaki” haksız iddialara ilişkin olarak bazı hususların açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Söz konusu rapor Bakanlığımızca da incelenmiş; verilerin kaynağı, analiz metodu, analizi yapanların yetkinliği, laboratuvar koşulları vb. değerlendirildiğinde raporun bilimsel bir dayanaktan yoksun olduğu görülmüştür. Bilimselliği tartışmalı bir rapora dayanılarak haksız yere kamuoyunda infial uyandırmaya çalışmak etik bir davranış değildir.
İçme-kullanma sularının takibini düzenleyen mevzuatımız Avrupa Birliği standartlarında usul ve esaslar içermektedir Avrupa Birliği ülkelerinde ne uygulanıyorsa ülkemizde de uygulanan mevzuat aynıdır. Su dolum tesisleri, Halk Sağlığı Müdürlüklerimizce ve Bakanlığımız merkez teşkilatınca düzenli olarak denetlenmekte alınan numunelerde hem mikrobiyolojik hem de kimyasal olmak üzere toplam 56 parametrenin analizi yapılmaktadır. Analizler Ulusal Referans Laboratuvarı olan THSK Tüketici Güvenliği Laboratuvarlarında ve yetkilendirilmiş Halk Sağlığı Laboratuvarlarında yapılmaktadır.
Yapılan denetimlerde geçici aksaklık tespit edilen firmalara uygunsuzlukların neler olduğu anlatılmakta ve aksaklıklarını gidermeleri için 1 hafta süre verilmektedir. Firmalar bu eksikliklerini giderdiği zaman Halk Sağlığı Müdürlüklerimize müracaat etmekte, yapılan denetimlerde ve analizlerde eksikliklerini giderdiği anlaşılan firmalar yeniden su üretimine başlamaktadır. Tespit edilen uygunsuzluk düzeltilemeyecek boyutta ise firmanın faaliyetine izin verilmemektedir.”
Sağlık Bakanlığı, kendi laboratuvarlarında yapılan analizlerle oluşturulan bu rapora neden bilim dışı diyor? Bunun birkaç sebebi olabilir.
Bu maddeler içinden birinci madde, gösterildiği üzere doğrudur. Kendi başına bile bu raporu geçersiz kılacak kadar güçlüdür. İkinci maddedeki şüphe, oldukça yerinde bir şüphedir ve Gıda Hareketi’nin diğer konulardaki ekstrem derecede bilim dışı ve hatta bilim karşıtı tutumu, bilerek yalan haber yayması, aynı zamanda ticari çıkar çatışması olduğu düşünülürse, ikinci maddenin de bu açıklamaya katkı yaptığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Değinilmesi gereken diğer bir nokta, bakanlığın kendisinin de bahsettiği gibi, bu firmalara düzenli olarak denetlemeler yapıldığıdır. Bu denetlemelerin doğasının, raporda bahsi geçen analizlerden daha güvenli olacağını varsaymak doğrudur. Örneğin, şirketlerin örnek için yolladığı suda oynama yapmaları, bu rutin denetimlerde önlenecektir. Bu denetimlerin verilerini Sağlık Bakanlığı halkla paylaşmamaktadır fakat denetimi geçemeyen firmalar yaptırımlara uğramaktadır. Bunun dışında, zaman zaman, belli firmaların uygunsuzluklarına dikkat çekmektedirler.
İLKLERDEKİ FİRMALARLA İLGİLİ SORULAR
Ticari kaygı ve çıkar çatışmasından bahsetmişken, ilk sıralardaki firmalara da bir bakmak gerekiyor. Yazı itibariyle en son yayımlanmış listedeki (04.07.2019) ilk beşte yer alan firmalar sırayla şöyledir: Buzdağı, Beyyab, Fuska, Atlantis, Sultan.
Sağlık Bakanlığı’nın İzinli Ambalajlı Sular Listesi‘ne (3.10.2019) bakıldığında, raporda ikinci sırada olan Beyyab’ın (Osmanlıca’da su demek) bir izni olmadığı görülüyor. T.C. devletinin sağladığı internet hizmetiyle, firmaların ünvanları sorgulandığında, Beyyab Su bu kayıtlarda da görünmemektedir.
Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı, damacana suda uygunsuz bulunan firmalara ve bayilere baktığımızda, raporda ilk sırada bulunan Buzdağı’nı ve beşinci sıradaki Sultan’ı listede görüyoruz. Buzdağı Su’yun genel müdürü, Yeni Şafak’a verdiği bir ilanla bu listeye katılmalarına karşı çıkmıştı. Başka diğer haber sitelerine de benzer demeçler verdi.
MEDYANIN SORUMSUZLUĞU
Gerek rapor hakkında, gerekse rapor dışında söyledikleri şeyler ‘Gıda Güvenliği Hareketi’ni oldukça güvenilmez bir bilgi kaynağı kılıyor.
Bütün bunlar göz önüne alındığında, medyanın bu yanlış yönlendirici ve topluma zararlı raporu paylaşması büyük bir sorumsuzluk ve ‘yalan haber’ örneği haline geliyor. Pek çok küçük sitenin yanısıra, bu raporu yayımlayanhaber kaynakları arasında CNN Türk, Sözcü, Hürriyet, Sputnik News, T24, Posta, Vatan gibi büyük isimler de yer alıyor.
Öte yandan, çok nadiren de olsa böyle bir haber paylaşmamış bir haber kaynağı bulunabiliyor. Örneğin, Aydınlık Gazetesi’nde böyle bir haber görülmüyor ve tam tersine, aşağıdaki gibi bir haber yayımladığı ortaya çıkıyor.
Kaynak suyu ve mineralli suların Avrupa mevzuatları ile uyumlu olduğunu, suda denetimin ise Sağlık Bakanlığı tarafından yürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Nevzat Artık, gıda hakkında dolayısı ile su hakkında da uzmanlığı bulunmayan insanların, bilimsellik dışı yorumlara dayanarak öne sürdükleri fikirlerin etik olmadığını ve toplumu yanlış yönlendirdiğini söyledi.
Artık, konuşmasında Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Derneği tarafından hazırlanan “Ambalajlı Su Raporunu” da konuşmasında değerlendirdi. Raporda bilimsel olmayan değerlendirme ve veriler olduğunu vurgulayan Artık, derneğin kanun gereği resmi denetleyici ve düzenleyici kuruluş olan Sağlık Bakanlığı’nı yok farz ederek, etik olmayan bir davranış sergilediğini belirtti. Artık, güncelleme yapıldığı iddiasıyla yıl içinde birkaç kez tekrar yayınlanan raporun tüketiciyi yanılttığını ve kaygılandırdığını da dile getirdi.
Sonuç olarak, Gıda Güvenliği Hareketi, uzmanlık iddia ettiği alanda topluma zarar verecek bir seviyede yetersiz kalıyor ve niyetleri hakkında soru işaretleri oluşuyor. Yayımladıkları “bilgiler” çok tepki, yani ilgi çektiği için, medyanın çok büyük bir kısmı bu oyuna ortak oluyor ve insanları yanlış bilgilendirmekten kâr ediyorlar.
submitted by sum-poopins to svihs [link] [comments]


2019.01.12 23:30 sislifunda Şişli Escort Kadınları ve Nuru Masajı 13/01/19


Nuru Masajı, kökenleri Japonya olan, erotik bir masaj tekniğidir. Her iki tarafında ciddi şekilde rahatlamasını sağlamaktadır. Bu yazımızda şişli escort kadın’ları ve nuru masajı hakkında olsun. Asya’da nuru masajına benzeyen daha eski örneklerden olan sabunlu masaj yüzyıllardır var olsa da, Nuru masajının geçmişi en fazla 30 yıl geriye gitmektedir. Japonya eşsiz kültürü, yenilikçi ve uyumlu bir toplumu ile ünlü bir ülkedir. Aynı zamanda, muhtemelen insan türünün bilinen en iyi erotik masajı türü Nuru Masajı bir Japon icadıdır. Her ne kadar Nuru Masajı Japonya’da icat edilmiş olsa da, Japonların geleneksel değerlerine ve pornografiye yaklaşımı çok serttir. Örneğin Japonya’da para ile cinsel ilişki yasaktır. İşte etken gelişen sosyal dünya içerisinde, hem bir masaj türünün oluşmasına vesile olmuştur. İşte bu noktada bu masajı tam anlamıyla bilen ve yapabilen şişli bayanlarının olup olmadığını merak etmektesiniz. Sitemizde bu masasj hakkında bilgi sahibi olan bir masöz escort bayan illaki vardır diyerek bu masaj çeşiti hakkında bilgi vermeye devam edelim. Nuru Masajı büyük büyük babası Sabunlu Masajdan biraz farklıdır. Zira sabunlu masaj tam cinsel ilişki içerir ve erotizmden öte bir çeşit cinsel birleşme seromonisidir. Oysa Nuru Masajı, faydalı masaj etkinliği ile erotik faktörleri bir araya getirip, cinsel bir tatmin yaratırken, masajın olumlu taraflarından da faydalanılmasını kapsar. Nuru Masajında prensip, bedenin bedene bası uygulaması ve hareketleri ile friksiyon uygulamasıdır. Kadın ve erkek, Nuru Jel ismi verilen bir yağ ile tüm vücutlarını kaplar ve tamamen soyunduktan sonra kadın, tüm vücudu ile erkeğin üzerine çıkarak masaj uygulamasında bulunur. İleri derecede seksi bir masaj türüdür ve tatmini oldukça yüksektir. Özellikle Uzak Doğuda ve elbette Batı ülkelerinde şu zamanlarda pek çok merkezde uzmanlarca sunulan Nuru Masajı ülkemizde yeni yeni uygulanmaya başlanmıştır. Nuru masajı, kadının erkeğe yaptığı bir masajdır. Başka türlüsü söz konusu değildir. Bu durumda dahi, kadın erkeğin avantajlarının tamamına sahip olmaktadır. Friksiyon hareketleri kadın vücudunun da masajdan faydalanmasına ve hareketler için yapılan eklem ve kas hareketlerinin kadına bir çeşit terapi olarak yansımasına yol açmaktadır. Ülkemizde az sayıda Nuru Masajı uzmanı bulunmakla birlikte, bu uzmanların çoğu yabancı kökenlidir. Özellikle İstanbul Nuru Masajı yapan uzmanların bulunduğu şehirlerdendir. Pek salonda, muhteviyatından dolayı bulunmamakta olsa da, özel Nuru masajı yapan pek çok uzman ve salon bulunmaktadır.
submitted by sislifunda to u/sislifunda [link] [comments]


2018.01.20 22:50 focaotel1887 Foça Otelleri Pazarlama Optimizasyonu 1887 Otel

Foça Otelleri İçin Pazarlama Otomasyonu
Foça otelleri konaklama sektöründe pazarlama otomasyonu, endüstriyel teknolojinin öncüsüdür. Yıllık büyümenin yüzde 50'sine rağmen pazarlama otomasyonu Türkiye'deki hemen hemen tüm şirketlerde yeni.
İyi haber, rakiplerinizin misafir verilerini pazarlama otomasyonu ile kullanması pek olası değildir. Şimdi, rekabeti hızlandırmaksızın Foça otel pazarlama otomasyonunun gücünden yararlanabilmek için sektörün ön saflarında yer alan organizasyonlar için büyük bir fırsat var.
Burada o kadar güzel değil, bir endüstri olarak misafirperverlik, maksimum pazarlama otomasyonu başarı için optimize edilmemiştir. Misafir verileri farklı sistemlerde bulunur ve genellikle bir yere bir yerde bakmanın ve daha da önemlisi harekete geçmenin bir yolu yoktur. Örneğin, pazarlama departmanı genelinde amaçlar ve işlevler arasında herhangi bir uyum bulunmuyor çünkü pazarlama, geçmişte gelir yönetimi gibi verileri kaybetmenin bir yolunu bulamamıştı.
Foça Otel pazarlama otomasyonunun kısıtlamalarını kabul etmek Maksimum başarı elde etmek için, Foça otel pazarlama otomasyonunun iyi bilinen ve sınırlamaların ne olduğunu anlamak önemlidir.
Foça Otel pazarlama otomasyonu iyi tanımlanmış bir süreçle iyi çalışır; bir Foça otel konuğunun kişisel bir seviyede konuşma yeteneğini arttırana ve ölçeklendirene kadar tüm organizasyonu otomatikleştirmez.
Tüm pazarlama otomasyonu önceden tanımlanmış mantığa dayanıyor ("Eğer bu X ise, Y"; "X gerçekleşmezse o zaman Z yapın"). Özellikle Foça otel pazarlama otomasyonu, otelin bir veriyi toplama ve merkezileştirme kabiliyetine dayanır. Dolayısıyla, misafirleriniz için e-postalarınız olmadığı için içeriğinizin kalış tarihlerine ve özellikle de onlarla ilgili olanların kalmasına bağlı olarak misafirlerinizin bir bölümünü pazarlama veritabanınızda oluşturamazsanız.
Kuruluşunuzun e-posta adresleri gibi hayati bilgileri merkezi bir sistemde toplamaya çalışması gerekir, böylece pazarlama otomasyon programınızın çalışması gerekir.
Kuruluşunuzu pazarlama otomasyonu için hazırlama Foça Otelinizde pazarlama otomasyonu kullanmayı planlıyorsanız, öncelikle kuruluşunuzu aşağıdaki şekillerde hazırlamanız gerekir:
  1. Misafirlerinizi tanıyın
Pazarlama otomasyon çözümünüzden en iyi şekilde yararlanıyorsanız, Foça otelinizle en yakın konuk türlerini belirleme sürecini takip etmeniz gerekir. Pazarlama otomasyonu, konuklarınızın verilerin ortak noktalarına dayalı olarak oluşturduğunuz parçalara dayanır. Otelde belirli bir süre harcamış veya belirli miktarda para harcayan konuklarla iletişim kurmak ister misiniz? Bu bir segment. Daha önce bir OSA aracılığıyla ayrılmış misafirler ne olacak? Bu başka bir bölüm. Onlara gönderdiğiniz iletileri otomatikleştirmeye başlamadan önce, konuk veritabanınızı dilimleyebileceğiniz ve farklı şekilde öldürebileceğinizi düşünmelisiniz.
  1. Doğru verileri toplayın
Foça Otel pazarlama otomasyon yolculuğunuzun başında verilerin kalitesinin her şey olduğu açıktır. Tabii ki, doğru, güncel e-posta adreslerine sahip olmak çok önemlidir. Bu nedenle, gelen konukların check-in esnasında e-posta adreslerini doğrulamasını sağlamak için ön büro personelinizi eğitmek ve teşvik etmek önemlidir. Mümkünse konuğun neden yalnız seyahat ettiğini, eşi veya çocuklarıyla birlikte nedenini ve nedenini belirtmek gerekir. Bu verilere sahip olmak veritabanı bölmelerinizi özelleştirebilmenize yardımcı olabilir, böylece genel patlama e-postalarından daha başarılı olabilecek oldukça alakalı içeriği sunabilirsiniz. ( Ulusal Müşteri E-postası raporuna göre, hedeflenen e-posta kampanyaları, algılanmayan iletilere göre% 30 daha fazla açılış ve% 50 daha fazla tıklama oranı üretir ve tüm e-posta pazarlama gelirinin% 76'sı, genel yayın e-postası ile daha sofistike uygulamalar gelir. )
Konuk e-postaları toplamak bu işlemin ilk kritik adımını oluşturur, ancak veriler tarih, coğrafi konum ve hatta ilgi alanlarını satın almak ve kalmak için genişletilebilir. Örneğin, golf tutkunlarına, özellikle de önceden tişörtlü olan zamanlı rezervasyonlara dayalı olarak pazar yapabilirsiniz.
  1. Bölümler arası verileri sil
Bu notta, konuklarınızı 360 derecelik bir görüntüleme elde etmek için, sahip olduğunuza bakmanız ve departmanlar arasında hedefler belirlemeniz önemlidir. Foça otellerinde analizler ve hedefler uyumlu olduğunda, daha sinerjik bir ilişki elde edilebilir. Örneğin, gelir yönetimi ekibi, pazarlama kampanyaları için kaldıraç sağlamak için Foça otelin konuk veritabanında eşsiz bir perspektife sahiptir.
Bir Foça otelin pazarlama ekibi gelir yönetimi verilerinden yararlandığında daha iyi sonuçlar verebilir.
  1. Önce veritabanınızın küçük bir alt kümesini test edin
Çoğu Foça otelleri pazarlama otomasyonuna başlamaya heveslidir. Bununla birlikte, neyin işe yarayıp neyin işe yaramadığını görmek için veritabanınızın daha küçük alt gruplarıyla testler çalıştırmanız önemlidir; Bu nedenle, devre dışı bırakma seçeneklerinde veya spam raporlarında daha büyük bir artışa neden olmazsınız. Küçük Foça otellerin müşteri tabanının nasıl küçük bir pazarlama kabiliyetine tepki verebileceklerini görmek için küçük örnekleri test etmek için zaman ayırın.
  1. Sabırlı olun
Sonuçta, Foça otel pazarlama otomasyonunun çalışması için zamana ihtiyacı var. Pazarlama, disiplin ve taahhüt gerektirir; ayrıca operasyonlar, gelir yönetimi ve satışlar da dahil olmak üzere organizasyonun birden fazla bölümünde birden fazla paydaş satın alır.
Doğru şekilde uygulandığında, pazarlama otomasyonu, ağırlama endüstrisinde yer değiştiren ve dolaşan Foça otel işletmeleri tarafından tercih edilebilir. Bununla birlikte, ortaya çıkan bu teknolojiyi çevreleyen tüm heyecanlarda, Foça otel pazarlamacılarında ortaya çıkabilecek sorunları tanımak ve kuruluşlarını buna göre hazırlamak gerekir. Maksimum kârlılık, bölümler arasında hedefleri doğru bir şekilde ayarlayarak elde edilebilir.
Kaynak : https://www.focaotel1887.com/
submitted by focaotel1887 to u/focaotel1887 [link] [comments]


639 frekansi; Uyumlu iliskiler, Sevgi, Pozitif Enerji, Dogru iletisim ANDROİD ' cihazınız bu sürümle uyumlu değil ! ' HATASININ ... Burçların Birbirlerine Aşk Uyumları - YouTube Mesut Süre İle İlişki Testi - YouTube UYUMLU BİR İLİŞKİSİ OLMASINA RAĞMEN DAHA İYİSİNİ ARAYAN İNSANLARIN KAFA YAPISI BU 5 MADDE VARSA UYUMLU BİR İLİŞKİ VAR - İlişkilerde uyum nasıl sağlanır?  Canten Kaya CEPTE SANDIĞINIZ SEVGİLİNİZ ASLINDA CEPTE DEĞİLDİR!! İLİŞKİDE BU HATAYA ASLA DÜŞMEYİN TERS İLİŞKİNİN ZARARLARI NELERDİR? - YouTube

Bitkiler ve Hayvanlar Arasındaki Uyumlu İlişki Bilim Vadisi

  1. 639 frekansi; Uyumlu iliskiler, Sevgi, Pozitif Enerji, Dogru iletisim
  2. ANDROİD ' cihazınız bu sürümle uyumlu değil ! ' HATASININ ...
  3. Burçların Birbirlerine Aşk Uyumları - YouTube
  4. Mesut Süre İle İlişki Testi - YouTube
  5. UYUMLU BİR İLİŞKİSİ OLMASINA RAĞMEN DAHA İYİSİNİ ARAYAN İNSANLARIN KAFA YAPISI
  6. BU 5 MADDE VARSA UYUMLU BİR İLİŞKİ VAR - İlişkilerde uyum nasıl sağlanır? Canten Kaya
  7. CEPTE SANDIĞINIZ SEVGİLİNİZ ASLINDA CEPTE DEĞİLDİR!! İLİŞKİDE BU HATAYA ASLA DÜŞMEYİN
  8. TERS İLİŞKİNİN ZARARLARI NELERDİR? - YouTube
  9. İLİŞKİLERDE KAN UYUŞMAZLIĞININ BEŞ BÜYÜK SEBEBİ NELERDİR?EVLİLİKTE VE İLİŞKİDE UYUMLU ÇİFTLER
  10. Cigdem Soysal - YouTube

Mesut Süre İle İlişki Testi, Mesut Süre'nin çiftleri konuk olarak aldığı ve çiftlerin ilişkilerini, ilişkilerindeki çatışmaları alaycı bir tavırla ele aldığı... Kadın erkek ilişki analizlerinde Yazar Adil Yıldırım erkekler dünyasından tüyolar veriyor... Erkekleri anlamak isteyen kadınlara erkek ruhunun kapılarını ara... Skip navigation Sign in. Search Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. İnstagram : omrce Burçların Birbirlerine Aşk uyumları Burç Uyumu - Burçların Uyumu Burç Uyumu - Aşk Uyumu Burç uyumunuza bakarak, ilişkiniz ne kadar uyumlu ö... Ben Tolga İsmet Bakırcı , bugün sizlere android de cihazınız bu sürümle uyumlu değil hatası nın çözümü nü 2018 anlattım kesinlikle kafanızda bir soru işareti... Kadın erkek ilişki analizlerinde Yazar Adil Yıldırım erkekler dünyasından tüyolar veriyor... Adil YILDIRIM İletişim [email protected] instagram: ad... Kadın erkek ilişki analizlerinde Yazar Adil Yıldırım erkekler dünyasından tüyolar veriyor... Erkekleri anlamak isteyen kadınlara erkek ruhunun kapılarını ara... Uyumlu kişilerarası ilişkilerin oluşturulmasını sağlar Bu ton, ilişki problemleriyle - aile içinde, ortaklar arasında, arkadaşlarla - ilgilenmek için kullanılabilir. #CantenKaya #KendiniziTestEdin #MutluOlmanınYolları Canten Kaya bu videosunda uyumlu ilişkiler için nelere dikkat edilmesi gerektiğini madde madde ele alıyor...